Safranbolu'yu Geziyoruz

Nisan 20, 2018
   

  Merhaba nasılsın iyisindir diye umuyorum bu blogum da sana Dünya Miras Kenti Safranboluyu tanıtıp nereleri gezilir neler yapılır hakkında kısa bilgiler vereceğim.

   İlk olarak sana biraz Safranbolu'nun tarihçesi hakkında bilgi vererek başlamak istiyorum.


   
Şehir eski çağlarda Homeros'un ilyada destanında geçen Paflagonya (Paphlagonia) bölgesinde yer almaktadır ve bilinen tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar gider. M.Ö. 3000 ve 4000 tarihli Tümüslüsler, Safranbolu'nun insan yerleşimi açısından uzun bir tarihi olduğunu göstermektedir. Faroqhi ve Deguilhem, 309 Şehir Flaviopolis, Theodoropolis, Hadrianopolis, Germia ve Dadibra (Dadybra) gibi antik kasabalarla yorumlanmıştır. Bölgedeki bilinen ilk medeniyetler Hititlerin komşuları olan Gaspalar ve Zalpalardır. Bölgede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar (Bizans),  Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Yıllar boyu bölgedeki egemen uygarlıklar değiştikçe ismi de sürekli değişikliğe uğrayan Safranbolu sırasıyla şu isimleri almıştır; Dadybra, Zalifre, Taraklı, Borglu, Benderli,Zağfiranbolu ve son olarak 1940 yıllında son Safranbolu ismini almaktadır. 

   Safranbolu'nun en bilinen yanı ise Osmanlı mimarisinin hakim olduğu eski evlerdir. Eski evleri, konakları dışında tabi han, hamam, cami, çeşme gibi yapılarında göz ardı edilmemelidir. Geçmiş ile bugünü bir arada yaşamanızı vaat eden bir şehirdir. Dünyanın en iyi korunan 20 kentin biri olan Safranbolu 17 Aralık 1994 yılında Unesco Miras Listesi'ne alınmıştır. Kent için koruma altına alınmış yapı sayısı ise 1117'dir.
   Safranbolu güzelliğini 17. yüzyılda Yunanistan’dan başlayıp Karadeniz'e uzanan bir ticaret yolu üzerinde olmasına borçlu. 18. yüzyıl itibarıyla bu işten zengin olan tüccarlar kendilerine hem kasabanın Çarşı diye bilinen kısmında hem de yazın sıcağında dağlardan esen rüzgarın keyfini sürebilecekleri Bağlar mevki inde büyük konaklar yaptırmışlar. Bu evlerin bazıları özellikle Çarşı’da kiler bugün de ayakta. Konaklara yapacağınız ziyaret artık geçmişte kalmış hayat tarzlarına göz atma fırsatı sunacak.

  Hadi şimdi ise Safranboluyu gezelim. Bir gün Arabamıza binip Safranboluyu gezmek üzere yolculuğa çıkmıştık. Eski tarihi yerleri gezmeye başlamadan önce ilk olarak bir tarihi manzara ile karşı karşıya kalmaktaydık. Heyecanımız git gide artarken kısa bir yolculuk ardından Eski Çarşı Meydanına ulaşmıştık. Arabamızı güzel bir yere park edip planlamış olduğumuz gezi programına göre hareket etmeye başlamıştık. İlk olarak Safranboluyu görmeden önce tarihi geçmişi hakkında bilgi sahibi olmamız için Hükümet Konağına çıkmaya karar verdik. İçerisinde eski madeni paralar kılıçlar ve daha binlerce tarihi eşyalar bulunmaktaydı. Yani kısaca tarihi eşyalar ile göz göze gelmiştik. Oradan çıktıktan sonra arka kısımda bulunan Tarihi Saat Kulesi ve Ceza Evini de gezip bir nebze olsun gezmeden önce tarihi günlere gitmiştik. Ardından o eşsiz Safranbolu manzarasına bakarak gezeceğimiz yerleri bulmaya çalışmıştık. (Tüm eski çarşı ayaklarınızın altındadır.) Bir hatıra fotoğrafı çektirip diğer yerleri gezmek için hızlı adımlarla o tarihi taş sokaklarda ilerliyorduk. Yine tarihi kent girişine gelmiştik ve ilk olarak bizi eski dönemden kalma bir simitçi dükkanı karşılamaktaydı. Hemen içeri girip biraz yolculuktan geldiğimiz için o Meşhur Safranbolu Simidinin tadına bakmak için sabırsızlıkla içeri girip bir kaç adet Safranbolu simidi almıştık. Ben tadını aşırı derecede sevmiştim ve yinede seviyorum. Simidin asıl özelliği susamsız olmasıdır. Susamsız simit olur mu? Demeyin bence ilk önce bir kere bile olsa tadına bakıp öyle karar verin ki pişman olmayasınız. Güzel bir kaç simit atıştırdıktan sonra el emeği göz nuru el işlemeleri boncuk kolyeler tahtadan Safranbolu Ev Maketleri ile ufak dükkanlar karşılamaktaydı bizleri yaşlı dedeler ve nineler yapmış oldukları el emeği göz nuru ürünleri satmaktaydı. Bir yandan da sokaklarda bulunan lokum dükkanlarından yapılan ikram lokumların da tatlarına bakmadan edemiyorduk. Biraz ilerledikten sonra Eski Tarihi Cinci Hanı denilen eskiden ipek yolunun geçtiği söylenilen Kervansaray ile göz göze gelmiştik. Kervan sarayın içerisini gezdiğinizde tarihi dönemlerde Kervansaraya gelmiş kral, padişah gibi kişilerin maketleri, eşyaları ve kaldığı odaların sergilendiği alanları gezip kervansaraydan çıkmıştık hemen ardından araştırmamıza göre belli bir süre sonra kapanmakta olan Kaymakamlar Evini gezmek için yola koyulduk. Kısa bir yürüyüşün ardından Kaymakamlar evine varmıştık. İçersin de ise bire bir orijinalliğini koruyan eski dönemlerde yapılmış Safranbolu evini ve eski kıyafetler bakır tas tencereler ile göz göze geldikten sonra bizi gezdiren Kaymakamlar evi tur rehberi bize şunları söylemişti; Safranbolu evlerinin bir diğer özelliği ise genellikle üç katlı olmaları ve hiç bir ev kimsenin camını veya gölgesini engellememektedir. Öyle bir tasarlanmışlardır ki evlerin yapıları tahta oymalar odadan odaya gizli geçit kapıları bulunmaktaydı. (Gizli geçitler dolapların içinden yapılmaktadır.) Daha sadece gizli geçit kapılar mı var diyorsanız tabi ki de hayır yer altında gizli geçitler de mevcuttur. (Şu an da bir adet gizli yer altı geçidi sergiye hazırlanmak üzere restore edilmektedir.) Kaymakamlar evinin ardında kuş bakışı Safranboluyu görmek için Hıdırlık Tepesine çıkmak için yola koyulmuştuk kısa sürede varmıştık. (Bu tepenin asıl en önemli özelliği ise eski dönemlerde fazla yağmur yağmadığı zamanlarda bu tepeye çıkılıp yağmur duası yapılmaktaymış.) Tepeye vardığımızda ise manzarası tüm Safranboluyu görmenizi sağlamaktaydı. Kısaca tüm Safranbolu ayaklarınızın altında diyebilirim. (Hükümet Konağı sadece çarşıyı görmenizi sağlar iken Hıdırlık tepesi tüm Safranboluyu görmenizi sağlamaktadır.) Tepenin ardında ise arka tarafta bulunan eski savaş döneminden kalma bir adet Zafranbolu Uçağı bizi karşılamaktaydı. Kısa bir resim olayından sonra geri kalan asıl çarşı olan Demirciler ve Yemenciler Arasta Çarşısını gezmek için yola koyulmuştuk. (Toplam da 48 adet dükkan bulunmaktadır. Hepsi eski dönemde inşa edilmiş tarihi yapılardır. Genellikle bakır kahve fincanları bakır kaplar ve hediyelik eşyalar ile karşılaşılmaktadır.) Yemenciler Arasta çarşısını gezerken dikkatimizi çeken eski dönemden kalma Güneş Saatine bakıp o eski zamanlarda ki gibi güneşin gölgesine bakarsak saati bulmaya çalışmıştık ama tabi bir kaç dakika da olsa saati doğru tuttura bilmiştik. Güneş Saatini hemen yanında bulunan eski Köprülü Mehmet Paşa Camisini de gezdikten sonra diğer tarihi cami (İzzet Mehmet Paşa, Lütfiye Cami bu caminin en büyük özelliği caminin alt kısmından dere geçmektedir.) ve hamamların ve diğer tarihi konakların (Kileciler Gezi Evi Müzesi, Mümtazlar Evi Müzesi, Karaüzümler Evi Müzesi, İmren Lokum Konak ve Müzesi) ardından eski Safranbolu evi ve meşhur Safranbolu Lokumcusu İmren Lokumlarından lokum alıp diğer yerleri gezmek üzere yola koyulduk. 


   Çok kısa bir yolculuğun ardından cidden çok kısa sürmüştü iki üç dakikalık yolculuktu. Saklı Cennet diye isimlendirilmiş olan eski Taş Değirmen ve Cennet Şelalelerini de gezip bol bol resimler ile bu eşsiz şehri ölümsüzleştirerek eski çarşı kısmını bitirmiştik. Şimdi ise yeni modern çarşının içinden doğru geçerek saat 5'de kapamakta olan Bulak Mencilis Mağarasına doğru uzun yolculuğun ardından (10-15 dk sürmüştü.) Türkiye'nin en büyük 4.Mağarası olan mağarayı gezmeye koyulmuştuk. (Mağarayı gezmeden önce sizi bekleyen bir aşama daha vardır. Oda yüksek miktarda bulunan merdivenlerdir. Merdivenlerden sonra mağaraya girdiğinizde  sarkıtlar bulunan mağarayı gezerken bolca aksiyon dolu dakikalarımız olmuştu hatta içersin de olan bir anımı anlatayım size bir adet karanlık bölme var ve çok aşırı derecede karanlık ama orayı geçtiğinizde böyle içerinde büyük bir alan çıkıyor ama o kadar harika bir yer ki neyse oradan geçerken karşı taraftan birileri geliyormuş bende o karanlıkta görmedim tabi sanırsam bir bayandı bir anda onun korkması ile bende yerimden sıçrayıp biraz koşarak uzaklaşmıştım. Ama cidden o korkuyla nasıl korktuysam artık bayağı bir uzaklaşmışım bu da böyle bir anım olarak kaldı. Sarkıtlardan damla damla su akmaktadır. Eğer çok merak ediyorsanız ben gibi içmenizi öneririm biraz tuzlu ama tadı güzel cidden. İçerisinde bulunan aydınlatma sarkıtlara zarar vermemesi için özel olarak aydınlatma sistemine sahiptir. İçerisi soğuk ve karanlıktı.(Karanlık dediğim çok az aydınlatma bulunmaktadır.) Belli bir yere kadar izin verilen mağaranın geri kalanına özel izinle giriliyormuş görevlilerin bize bildirdiği bilgi doğrultusunda size söylüyorum.) Mağara turumuzdan sonra ise diğer rotamız olan İnce Kaya Su Kemeri ve Kristal Cam Terasa doğru yola çıkmıştık. 5 dakikalık yolculuğun ardından kristal cam terasa ulaşmıştık ve hemen arabamızı park edip jeton alıp 80 metre yükseklikten 75 ton taşıma kapasiteli kırılmaz camdan özel imal edilmiş terastan Tokat kanyonunu seyre koyulduk ve bu sırada tabi ki de bol bol hatıra kalması için resimler çekilip terastan çıktık. (Giriş ücretleri her seferinde değiştiği için bu konuda tam net bilgi veremiyorum. Terasta yoğunluk olduğu için grup halinde alınıyor ve her grup 5 dakika durmaktadır.) Hemen yan tarafında bulunan İnce Kaya Su Kemerine ulaştık. Eskiden kemerden karşıdan karşıya geçmeye izin verilirken şuan izin verilmemektedir. Bizde hatıra kalması için birkaç resim çekilip Kanyonun alt kısmına inmeyi planlayıp o ahşap merdivenlere doğru adım adım ilerledik. (Tokatlı Kanyonu’nun yürüme parkuru yaklaşık 9 km kadardır.) Merdivenlerde bulunan basamaklardan indiğimizde bizi karşılayan o eşsiz yamaçlarındaki sarmaşıkların ve çiçeklerin güzelliğine, kayalıkların ve vadinin içinden akan suyun kattığı güzellikleri gezip gezimizi burada sonlandırıp arabamıza binip başka Şehirleri gezmek üzere yola koyulduk. 




  Safranboluyu gezmeniz tam bir gününüzü almaktadır. Sabah gelip akşama kadar her yerini gezme imkanınıza sahipsiniz. Bunun dışında eğer arabanız varsa Safranbolu şehir merkezinden 20 dakikalık uzaklıkta bulunan toplamda 14 km'lik bir görülmesi ve gezilmesi gereken Safranbolu Yörük Köyünü gezmenizi tavsiye ederim. Kısaca anlatılmak istenir ise bir açık hava müzesidir. Safranbolu'dan dolmuşlar ile de rahatlıkla ulaşım sağlanabilmektedir.

Yorumlarınız benim için önemlidir. Lütfen yorum yapmayı unutmayınız!!!!
Instagram: emreningunluguu

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.