Lise Staj Anılarım


  Merhaba nasılsın iyisindir diye umuyorum. Bu blogum da sana lise döneminde yapmış olduğum staj döneminden geriye kalan anılarımdan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle ben yiyecek ve içecek hizmetleri bölümü aşçılık departmanından mezun oldum. Bizim dönemimizde 10.sınıf ve 11.sınıfta yaz tatili süresi boyunca staj zorunluluğu vardı. Şuan o zorunluluğu son sınıfa geldiğimiz zaman okul döneminde 2 gün okul 3 gün staj olarak değiştirdiler.

 Stajımın ilk günü tabi gittik otele yakın arkadaşım ile aynı yerde staj yapacaktık. Gittik tabi bir şey bilmiyoruz sabah sabah gelen giden personeller oluyor. Gelen geçen stajyer misiniz falan nerede okuyorsunuz gibi sorular ile neredeyse bütün otel personeliyle tanışmıştık. Ardından otel şefi falan gelmişti sohbet tanışma derken zaman geçmişti.

Zaman geçtikçe otelin her departmanın iyice öğrenmiştim. Stajyer joker eleman olarak görüldüğü için ne zaman nerede olduğum bilinmiyordu. Ama bir yandan benim için iyi olmuştu. Bütün departmanları öğrenme görme fırsatım olmuştu.

 Zaman ilerledikçe 50-60 80-90 kişilik turlar gelmeye başlıyordu. Turlar geldiği zaman eğer sende turizm bölümü okuyorsan direk gelen misafirlerin çantalarını taşımalarına yardım edebilirsin. Genellikle bahşiş veren oluyor. Tur zamanı tabi çantaları çıkarttık odaların yerlerini gösterdik derken genellikle 1 saat sonra yemek başlıyordu. Biz o sırada açık büfeyi kuruyorduk. Turlar geldikçe açık büfeye boyna takviye takviye derken bayah bir yoğunluk oluyordu. Staj dönemi boyunca en sevmediğim tur Konya'dan gelen turlardı. Çok dağınık yemek yiyorlardı. Her yer birbirine giriyordu. Açık büfe en az 3 kere yenileniyordu.

  Katlara da servis hizmeti olduğu için tepsilerle kahvaltı ve yemek servisimiz bulunuyordu. Bende hep sabah geldiğim zaman tepsileri aşağı indiriyordum. Odalara çıkarken çayla çıkıyordum bizim katçı ablalarımız vardı. Odalardan sorumlu olan kişilerle aram efsane iyi olmuştu. Çıkıyordum yukarıya çay börek falan en az 15 20 dakika sohbet ediyorduk. Her gün sabah bol bol sohbet ile güne başlıyorduk.

 Bende tabi staja başladığım zaman kekemelik vardı. Acayip derecede bir şeydi tabi otelde de alakart serviste vardı onun için öğlen akşam dışarıdan müşterilerimiz geldiği zaman şefimiz hep beni gönderiyordu. Hatta şefe yalvarıyordum. Ben gitmesem olmaz mı falan derken şef zorla beni göndere göndere alışmamı sağladı ve bu sayede kekemeliğim de gün geçtikçe azalmaya başlamıştı. Tabi sadece kekemelik değil bunu yanında heyecanım da gittikçe azalmıştı. 

  Bizim otelde çay sınırsız bedavaydı ama sorun şuydu 300-400 kişilik düğünlerde çay dağıtıyorduk. Düğünde çay dağıtıldığı nereden görülmüş bizim otelde vardı işte çıldırıyordum. Boyna çay çay çay düğünleri bırakın turlar geldiğinde de 40-50 kişiye Türk kahvesi ikram oluyordu. Türk kahvesi yapması sorun değildi asıl sorun şuydu birileri sade, az şekerli, şekerli, çok şekerli yok çeyrek şekerli çok değişik kahve siparişleri geliyordu. Tek tek onu yap ayarla var ya isyan sebebiydi ama ben iyice alıştığım için bir de solak olmam avantajdı alıyordum elime iki kahve makinesini salala ya sallaya yetiştiriyordum bu arada bizim şef yardımcısı en sevdiğim Abim de bana yardıma geliyordu ikimiz beraber bir olup hemen yetiştiriyorduk.

 Bir gün böyle fazla turlar olduğu aman extra olarak dışarıdan yardımcı garson geliyordu. Bir gün tecrübesiz birisi gelmişti. Bizde tepsiler doldurduk tabi bayahh doldu. Bizde bunu mutfağa getirmesini söylemiştik giderken bir anda ayağı takılarak pat diye yere düştüğü gibi bütün tabaklar ne var ne yok yerdeydi tabi ben hemen koşup halletmiştik.

 Otellerin en garip tarafı ise şuydu düğün zamanı sahneye çıkan pastaları ben genellikle gerçek sanıyordum. Çocukken hep bizi kandırıyorlardı. Gerçek diye meğersem o pasta köpükmüş. Köpükten yapmışlar o pastayla milleti trollüyorlardı. Bilmeyenlerde gerçek sanıyordu.

  Bir gün otele 1 aylık kalacak olan mühendis Koreli bir genç gelmişti. Her şey dahil 1 ay konaklayacaktı. Bende de fazla İngilizce yok tabi o zamanlar odalara servislerden ben sorumlu olduğum için çanta çıkartma oda servisi yemek boş alma falan bendeydi hepsi ama harika bahşiş çıkıyordu orası ayrı konu tabi neyse konumuza dönelim aldım tepsiyi çıktım odasına bir açtı Koreli bana İngilizce bir şeyler soruyor ama bende o zamanlar sıfır İngilizce lise arkadaşlarım beni bilir o zamanlar neyse işte ben el işaretleriyle olayı çözmüştüm. Tabi gün geçtikçe yabancı turlar geliyor yabancı misafirler falan derken yavaş yavaş İngilizceyi kavramaya başlamıştım. Koreli mühendis de 1 ay kaldığı için arada o bana İngilizce konusunda yardımcı oluyordu. Her odasına çıktığımda biraz İngilizce konuşuyorduk bende ona az Türkçe öğretiyordum. Arada restaurantta da indiği oluyordu onunla iyice arkadaş gibi olmuştuk. Bayah konuşuyorduk hep de bahşiş veriyordu sonra tabi 1 aylık süresi doldu gidecekti özel arabasına kadar uğurlayıp vedalaşmıştık. Ama çok iyiydi hayatımda tanıdığım en iyi mühendis diyebilirim tabi sonradan konuşmaya Facebook üzerinden de devam ettirmiştik.

  Genelde otelde alışverişe şefimiz ile beraber gidiyorduk hep beni alıyordu bu konuda şefimi çok seviyordum yine seviyorum gerçi tüm otel personelini seviyorum hepsi ayrı bir ailem gibi olmuşlardı arada yanlarına ziyarete gittiğim oluyor yine bağımızı hiç koparmadık. Şefle gidiyorduk otelimizin anlaşmalı toptan alışveriş mağazası vardı bir futbol sahası büyüklüğünde kocaman bir yerdi oradan 3 4 saate otelin 1 aylık alışverişini yapıp geliyorduk. Çok iyi oluyordu yaa hem gezmiş oluyorduk.

 Zaman geçtikçe iyice alıştığım zaman turlar geldiği zaman sabah kahvaltıya da yardıma gidiyordum. Sabah 6 gibi gidiyordum turun kahvaltısını çantalarını indirip ortalığı temizleyip 1 gibi gidiyordum akşam yine tekrar geri geliyordum. En zoru da düğün olduğu zamanlar oluyordu gidip gelip düğüne koşturup sabah bir daha geldiğim oluyordu. Hatta otelimizde bir gün çok saçma bir olay olmuştu düğün varken tura açık büfe yemek servisi olmuştu bir yandan düğünle ilgilenip bir yandan açık büfeye koşturuyorduk. İkisi de yemekli olduğu için koştur koştur ter içinde kalıyorduk. Hatta otelde ki Abilerim bana Gonzales diye lakap takmışlardı. (Gonzales çizgi film karakteridir. Çok hızlı gitmektedir. Eski çizgi filmlerde vardı. Şu an var mı bilmiyorum) Oradan oraya her yere yetiştiğim için otelin içinde her yeri geziyordum bir bakmışsınız odalar dayım bir bakmışsınız mutfakta tabak hazırlıyorum bir bakmışsınız resepsiyonda giriş yapıyorum bir bakmışsınız servisteyim oradan oraya herkese jet hızıyla yardım ediyordum ve asla yorulmuyordum sanki bitmeyen enerji gibi bir şey vardı içinde oradan oraya koştur dur bir yandan da televizyon falan bozulduğu zaman hemen gidip yapıp geliyordum. Teknik servis gibiydim. Gece genelde bozulduğu için her yer kapandığı için gidip yapıyordum. Bir kaç kere yaptım sonra patron baktı ki Emre bu işlerden anlıyor teknik servis olayını kesti bana yaptırıyordu tabi bende bunu öğrenince çoğunu yapmayı bıraktım sonra yeniden teknik servis olayını geri çağırdı. Kendini biraz akıllı sandı ama sadece sandı. :Dddd

  Öğlenleri hep genelde doktorlar otele yemek yemeğe gelmekteydi. Bu konuda ilaç şirketlerinde çalışan kişilerin otelde belli bir miktar doktorlara yemek ısmarlama hakkı vardı. Anlaşmalı oldukları için doktorları kendilerine bağlamak için yemek ısmarlıyordu. Bu sırada da bir çok doktorlarla genel cerrahlarla tanışma konuşma fırsatım olmuştu. İlaçcıların perde arkası efsane doktorları bağlamak için acayip yollar deniyorlar ama tabi perde arkasını demeyeceğim çünkü onlarda ekmek parası kazanıyorlar herkes ailesini geçindirme peşinde olduğu için onların işine karışmaya gerek yok ama size şunu deyim bir gıdacı olarak fazla ilaç tüketmeyiniz. İlaçların hepsi kimyasaldır. Sizi iyileştiriyor sanıyorsunuz ama iyileştirmiyorlar aslında beyninizi ele geçirip sizi iyileşti hissi uyandırıp onu düşünmemenizi sağlıyor ve bu sayede iyileşiyorsunuz aslında olay bu ama siz yinede fazla tüketmeyiniz ve yediğiniz içtiğinize dikkat edin bu konuda da yakında bir blog yazacağım başlığı hatta Tüm hastalıkların nedeni yediğimiz gıdalardır olabilir evet evet iyi duydunuz tüm hastalıkların nedeni yediğimiz yiyeceklerdir aslında onun yanında en olarak sadece sinir ve stres girmektedir bunun haricinde başka bir şey yoktur. Yakında sizlerle gıda üzerine de konuşacağız merak etmeyin...

 Otele arada sırada sporcular da gelmekteydi. En sevdiğim yanı da oydu antrenörlerine merak ettiğim soruları sabah kahvaltıda soruyordum çok iyi bilgiler ediniyordum. Bende lisanslı sporcuydum o zamanlar. En komiği ise bir gün lisanslı yüzücüler geldi tabi ben otele giderken iyi ayakkabılarımı giymiyorum. Bunlar gelirken yeni nike model ayakkabı almışlar hava atıyorlar bende de hava atan insanların havasını indirme hobim vardır genelde yarısı gün giydim nikeleri mi gittim otele zaten herkes benim nike nereden aldığımı soruyor. Kimse bulamıyor şuan yok galiba ama nereye gitsem acayip dikkat çekiyor ayakkabı gitmemle herkesin nerede aldığımı sorması bir olmuştu. Sonra tabi sohbetten sohbette girince bende onlar gibi lisanslı yüzücü olduğumu falan deyince bayayhh sohbet etmiştik. 3-4 gün kalmışlardı.

  Bir gün ise otelimizde büyük bir toplantı olmuştu şunu unuttum bu arada 2 yıl içerisinde geçen anıları genel anlatıyorum. Toplantıda toplantı yapılacak yere toplantı bağladığında girmek yasaktı o arada tabi molalarda aperatifler çay kahve servisi oluyordu açık büfe kısmında yemek kahvaltı derken bu sırada otel komple kapalıydı sadece onlara hizmete açıktı 4-5 gün boyunca özel şirkete hizmet vermiştik ve bizim için çok iyi olmuştu. Rahat sakin bir 4-5 gün geçirmiştik.

  Ben bir yandan staj bittiği zamanlar da da okul çıkışı otele extralara gidiyordum zaten okuldan geldiğim yolun üzerindeydi benim için çok iyi oluyordu. Şef izinliyken veya şef yardımcımız abim izine çıktığı zamanlar veya turlarda genellikle gidiyordum ama sanki yine staj devam ediyor gibiydi haftanın 4 5 günü gidiyordum. Tabi 2 sene diyorum ama staj dönemi 1 yıl olarak ayrılıyordu. Ben diğer 11.sınıfta olan stajı başka yerde yapmayı düşünüyordum daha fazla tecrübe edinmek için ama tabi otel müdürü, yardımcısı, şefim, şef yardımcı abim, okul müdürü, bölüm başkanıyla konuşup zorla beni istedikleri için yine aynı yerde staj yapmıştım zaten bildiğim yer olduğu için keyif gibi staj yapmıştım. Onun için 2 yıl boyunca orada çalışmış olmuştum.

  Tabi bende merak vardı gece nasıl oluyor diye şeften zorla gececi olmam için ısrar etmiştim oda tamam bari gececi ol bir kaç gün demişti bu arada ramazandı bende mutfakçı olduğumun sahura kalkacak misafirlere tabak hazırlıyorduk ayrı olarak sabah kahvaltıyı hazırlıyordum. Kahvaltıcı abla bir gün rahatsızlanmıştı tek başıma hem servise hem açık büfeyle ilgilenmiştim. Ama hiç bir sorun şikayet olmamıştı hatta memnuniyet olmuştu ve patrona her sabah geldiğinde kahvaltıda çalışan personeliniz çok iyi dedikleri için o 3-4 günlük olay 2 3 haftaya çıkmıştı. Ama tabi sonra ne oldu düğün zamanı çok sıkışıklık olduğu için biz 3 ekiptik genelde şef şef yardımcısı ve ben olarak bizim 3'ümüzün haricinde oteli en iyi bilen yoktu her yerini bildiğimiz için bizden biri olmadığı zaman ortalık karışıyordu. Patron baktı olmuyor sabah ben 5 de otele gidiyordum özel taksi çağırıyordum bütün masrafı otel karşılıyordu sabah taksi ile otele gidip kahvaltıyı servisi bardakları büfeyi ayarlayıp toplayıp temizleyip gidip akşam bir daha geliyordum. Koştur koştur güle eğlene staj geçirmiştim.

  Hatta bir keresinde bizim katçı ablalarımızın bir tanesinin kızının düğünü olmuştu şeften zorla izin alarak işi bırakıp hep beraber oyun oynamıştık. Şef yardımcısı sevdiğim abim de Kastamonulu olunca ortam iyice iyi olmuştu. 

Yani kısaca güzel eğlenceli bir staj dönemi geçirmiştim. Hiç unutamayacağım bir anılarım ailem olmuştu. Hepsini ayrı ayrı seviyorum ve hepsi de benim birer abi ablalarım olmuştu. 

Sizleri seviyorum Abilerim ve Ablalarım...

Instagram: emre432altinay

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.