Gıda Takviyesi Nedir? Faydaları ve Zararları Nelerdir?


  
    Merhaba Nasılsın? Umarın iyisindir. Bu blogum da sana besin takviyesi hakkında bilgi verip faydalarını ve zararlı yanlarını anlatacağım.

İlk olarak istersen sana gıda takviyesini açıklayayım. 
Gıda Takviyesi nedir?

 İlk olarak Vitamin, mineral, amino asit, bitki ve bitki ekstreleri içeren maddelerin tamamı FDA ( Food and Drug Administration / Gıda ve İlaç Dairesi ) tarafından gıda takviyesi (dietary supplements) olarak tanımlanmaktadır. 

Türk Gıda Kodeksi Takviye Edici Gıdalar Tebliği’nde (Tebliğ No.:2013/49) ise ''normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla, vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünler'' olarak tanımlanmaktadır. (Tarım ve Orman Bakanlığının Tebliğinden Alınmıştır.)

Peki ya bizim dilimize göre Gıda Takviyesi Nedir?

Vücudumuzun ihtiyacı olan ancak karşılayamadığı ya da bazı çevresel faktörlerden dolayı azalan vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Bu durumu gidermek içinde doğada bulunan vitamin ve minerallerden faydalanılır. Vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri karşılama işlemine gıda takviyesi denir. Bazı insanlar bu durum için ilaç kullanır. Ancak uzmanlar ilaçların bir süre sonra vücuttaki sistemlerin işleyişini bozduğundan gıda takviyesinde genellikle besin tüketilmesini önerirler. Ben de bir gıda teknisyeni olarak hiç bir zaman ilaçların kullanılmasını tavsiye etmiyorum. Kendim bile hayatım boyunca daha bir kere ilaç kullandım ve bir daha da kullanmayı düşünmüyorum. İlaçlar internette veya televizyonlar da ne kadar iyi tanıtılırsa tanıtılsın her ilaçın faydalı yanları olduğu kadar zararlı yanları da mutlaka vardır. Gıdalar varken ilaçlara hiç bir zaman ihtiyaç yoktur. 

Peki şimdi size neyin neye iyi geldiği ve alınması gereken gıda takviyeleri nelerdir sizlere onları anlatayım hemen;

Kemik sağlığını desteklemek için kalsiyuma bolca ihtiyaç vardır. Bu mineral bakımından doğa da en zengin olan besin ise süt ve süt ürünleridir. Bunun yanı sıra ileri yaşlarda görülme ihtimali olan kemik erimesi gibi rahatsızlıkları önlemek için de çinko ve demir oranı yüksek olan ıspanak ve pırasa tüketilmelidir. Hiç dikkat ettiniz mi yaşı ilerleyen bireyler biraz omuzları eğri yürümektedir. Peki
bunun nedenini hiç araştırdınız mı? Eğer araştırmadıysanız ben size kısaca bilgi vereyim fazla süt ve süt ürünlerini kullanmamaları ve demir, çinko eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Yaşlanmayı geciktiren en etkili vitamin E vitamidir. Doğa da E vitamini bakımından zengin olan besinler ise kivi, mango, domates ve çiğ bademdir. Günde tüketeceğiniz 10 tane badem vücudunuzdaki yaşlanmayı meyilli hücreleri azaltarak genç hücrelerin oranını artırır. Burada da size bir kısa bilgi vereyim genç bireyler fazla domates tüketmemektedir. Nedeni ise domates içeriğinde bulunan vitamin ve minerallar bakımından bazı ciltlerde sivilce çıkmasına neden olmaktadır. Ama benden size tavsiye eğer domates tüketmiyorsanız mutlaka Ispanak, Badem, Fındık, Brokoli, Zeytin ve Pazı tüketmenizi tavsiye ediyorum.
Beyin ve kalp sağlığı içinde omega-3 yağ asitlerini içeren gıdaları en az hafta da iki defa tüketmeliyiz. Omega- 3 yağ asidi bakımından doğa da en zengin besin balıktır. Hem sinir hücrelerini hasara uğramasından korur hem de kan akışını dengeleyerek damar tıkanıklığını önler. 
Güçlü bir bağışıklık vücudu hemen hemen her hastalıktan korur. Beta karoten, antioksidan ve anti influmar bakımından zengin olan besinler kırmızı ve mor meyveler olarak adlandırılan, çilek, böğürtlen, ahududu gibi meyvelerdir, iki günde bir muhakkak bu meyvelerden tüketilmelidir. Bunun yanında en iyi bağışıklık sisteminizi kuvvetlendiren gıda takviyesi kefir'dir. Eğer bağışıklık sisteminizde her hangi bir sorun varsa günde 2 kere sabah ve akşam kefir tüketmenizi tavsiye ediyorum.
Ayrıca düzenli yürüyüş ve egzersiz yaparak da gıda takviyesinde alınan besinlerin kilo aldırmamasını engelleyebilirsiniz. Günlük en az 2 saat yürüyüş yapılmalıdır. 

Kimin gıda takviyesine ihtiyacı vardır?

Tüm bunları dikkate alarak uzman kişiler ile birlikte günlük diyetinize uygun şekilde gıda takviyesini almanızı öneriyorum.
Takviyeler, dengeli ve sağlıklı bir beslenmenin yerini tutmaz. Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıl, yeterli protein ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet, normalde sağlık için gerekli olan tüm besinleri sağlamalıdır. 

Kısmen modern yaşam tarzının sonucu olarak, herkes sağlıklı bir şekilde beslenemeyebilir. Avrupa Birliğinin araştırmaları sonucunda C vitamini, D vitamini, folik asit, kalsiyum, selenyum ve iyotun yetersiz olarak alındığını tespit edilmiştir. Ulusal araştırmalar arasında yakın zamanda yapılan bir karşılaştırma, D vitamini alımının yaygın bir sorun olduğunu, düşük mineral alımının ise belirli yaş grupları arasında daha muhtemel olduğu ortaya koyulmuştur. Örneğin, Danimarka, Fransa, Polonya, Almanya ve İngiltere'deki genç kızların yeterli demir alımlarıyla ilgili endişeler mevcuttur. Genç kadınlardaki yetersiz demir alımı, demir yetersizliği ve gecikmiş beyin gelişimi riskini de arttırmaktadır. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, Avrupalıların %50-70'inde D vitamini eksikliği olduğunu göstermektedir. D vitamini değerlerinin sadece besin alımına değil, aynı zamanda UV ışığına maruz kalmaya da bağlı olduğu gözlenmiştir.

Belirli nüfus grupları için özel riskler de vardır. Peki bunlar nelerdir. Gelin bunlara bir göz atalım.

Bazı bireylerin sağlığında rol oynamasına rağmen, tüm takviyeler herkes için yararlı değildir. Aslında, belirli takviyelerin, özellikle yüksek dozlarda alınması, bazı kişilere önerilmez. Bazı çalışmalar, multivitaminlerin aşırı besin alımı riskinin artmasına katkıda bulunduğunu göstermiştir ve multivitaminlerin, gıdalardan alınan mikro besinleri daha fazla dikkate alarak formüle edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bireyler, etiket okumaya özellikle özen göstermeli ve takviyenin onlar için uygun olduğundan emin olmalıdır. Hamile kadınlar için, örneğin balık yağı dahil olmak üzere A vitamini (retinol) içeren takviyeler, önerilen doz büyük ölçüde veya uzun bir süre boyunca aşıldığında zararlı olabilir ve doğum kusurlarına yol açabilir. 

Çalışmalar, sigara içenlerin, özellikle yüksek beta karoten içeren bazı takviyelere karşı temkinli olması gerektiğine de dikkat çekmiştir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), bu alandaki kanıtları değerlendirmiş ve sigara içenler dahil, genel nüfusta günde 15 mg'nin altında B-karoten alımının güvenli olduğu sonucuna varmıştır.
Unutmayalım ki doğal yolla veya sentetik yolla elde edilsin pek çok gıda takviyesi vücutta güçlü etkilere neden olabilecek aktif bileşenler içerir. Günlük diyetinizde aldığınız kahvaltılık ürünler, hububat ve içeçekler gibi sayısız besinlerle bu takviyeleri kullandığınızda sandığınızdan daha fazla bileşeni vücudunuza almış olabilirsiniz. Buda sizde beklenmedik yan etkilere neden olabilir. Örneğin, çok fazla A vitamini almak baş ağrısı ve karaciğer hasarına neden olabilir, kemik mukavemetini azaltabilir ve doğum kusurlarına neden olabilir. Hiç bir zaman unutmayın her şey her bünyeye uygun değildir. Bir arkadaşınıza yarayan şey size yaramayabilir. Her bünye bir değildir.

Kısmen modern yaşam tarzının sonucu olarak, herkes sağlıklı bir şekilde beslenemeyebilir. Avrupa Birliğinin araştırmaları sonucunda C vitamini, D vitamini, folik asit, kalsiyum, selenyum ve iyotun yetersiz olarak alındığını tespit edilmiştir. Ulusal araştırmalar arasında yakın zamanda yapılan bir karşılaştırma, D vitamini alımının yaygın bir sorun olduğunu, düşük mineral alımının ise belirli yaş grupları arasında daha muhtemel olduğu ortaya koyulmuştur. Örneğin, Danimarka, Fransa, Polonya, Almanya ve İngiltere'deki genç kızların yeterli demir alımlarıyla ilgili endişeler mevcuttur. Genç kadınlardaki yetersiz demir alımı, demir yetersizliği ve gecikmiş beyin gelişimi riskini de arttırmaktadır. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, Avrupalıların %50-70'inde D vitamini eksikliği olduğunu göstermektedir. D vitamini değerlerinin sadece besin alımına değil, aynı zamanda UV ışığına maruz kalmaya da bağlı olduğu gözlenmiştir.

 Etiket okumanın ne kadar önemli olduğunu ve nasıl okunduğunu bir sonra ki blogumuz da çok detaylı şekilde sizlere anlatacağım hiç merak etmeyiniz. Bilinçli Tüketici Olma Yolunda Sizlerin Yanınızdayız. 

Bir kez daha söylemek istiyorum;''HER ŞEY HER BÜNYEYE UYGUN DEĞİLDİR. BİR ARKADAŞINIZA YARAYAN ŞEY SİZE YARAMAYABİLİR. HER BÜNYE BİR DEĞİLDİR.'' Emre Altınay Gıda Teknisyeni ve Aşçı

Umarım blogumuzu beğenmiş sizindir. Elimizden geldiğince doğru bilgileri sizlerle paylaşmaya çalıştım bu blogumu yazarken üniversite hocalarımdan yardım aldım. Onların bana gönderdiği yazı ve bilgileri ve kendi eklemelerimi sizlerle paylaştım.

Buradan Afyon Kocatepe Üniversitesi Gıda Bölümü Öğretmenlerime Teşekkürlerimi ve Saygılarımı Sunarım. İyi ki varsınız...

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.