Gezgin ve Meraklı Bölüm 1


   Merhaba öncelikle bu benim ilk kitabım olacak uzun zamandır bir kitap yazma hayalim vardı. Sonunda bu hayalımı gerçekleştirme kararı aldım ve bu kitabı yazmayı düşündüm.

Elimden geldiği kadar güzel bir kitap çıkaracağıma eminim seninde hoşuna gideceğini umuyorum.


Okudukça keyif alacağınız internet üzerinden tanışan iki yakın arkadaşın beraber gezdikleri gezerken yaşadıkları anıları içermektedir.


Kitap iki yakın arkadaş olan Emre ve Mustafa'nın hikayesidir. 


Gerçek olaylar ile kurgu içermektedir.


  Emre hani sen İstanbul'a gelecektin. Hani hep söylüyordun geleceğim geleceğim diye ama hiç gelip gittiğin yok. Biliyorsun değil mi? Bizim internetten tanışalım tam tamına 6 yıl oldu. Biz seninle 6 yıldır arkadaşız. Arkadaştan da öte olduğumuzu düşünüyorum.

Şuan aklıma ilk tanıştığımız zaman geldi aklıma ya hatırlıyor musun biz seninle 14 yaşında iken tanışmıştık. Fark ettin mi şuan ikimizde üniversiteye gidiyoruz. Benim buralara gelmemi sağlayan sensin Emre sen olmasan bunların hiç birini gerçekleştiremezdim. Evet ben zengin ve varlıklı bir ailenin evladıyım ama ailemiz varlıklı olduğu için derslere çalışmayan bir ahmaktım. Ama sen hayatıma girdiğin günden beri hayatım çok değişti. Ya ondan öncesinde ben okulun en ahmak öğrencisiydim sen beni okul birincisi olarak mezun olmamı sağladın. Bunu nasıl başardın bilmiyorum ama iyi ki tanışmışım. Artık üniversiteye başladığımıza göre İstanbul'a gelmeyi düşünüyor musun? Artık gel lütfen seni gerçek hayatta da görmek istiyorum. Seni başta ben olmak üzere ailem ve arkadaş çevrem bile merak ediyor. Benim hayatı mı değiştiren çocuk diye biliniyorsun buralarda ve herkes seni merak ediyor lütfen İstanbul'a gelir misin? 
Babam tüm masraflarını karşılayacağını söylüyor. Eğer daha da uzatırsa oraya özel araba ve koruma eşliğinde seni İstanbul'a getirteceğini söylüyor. Babam bile artık yeter dediğine göre bence gelmelisin. Lütfen İstanbul'a gelir misin?

Emre: Bende gelmeyi çok istiyorum. Seninle ailenle ve o güzel arkadaş çevren ile tabi ki de tanışmak için can atıyorum ama biliyorsun derslerimden boş bir zaman bulamıyorum ama sana bir haberim var bu konu da. Bu sene içerisinde İstanbul'a geleceğim haberini vermek istiyorum.


Mustafa: Sen ciddi misin? Şaka değil değil mi? Bana lütfen gerçek olduğu söyler misin?


Emre: Evet hatta sana şunu da söylemek istiyorum. Ben sanırsam 28 Nisan'da senin yanına geliyorum. Eğer kabul edersen tabi ki de.


Mustafa: Sen ciddi misin? Kameralar nerede el sallayacağım? Yine her zaman ki şakalarından biri çok başarılıydı tebrik ederim. Ama o son kelime hiç iyi olmadı. Bizim kapımız sana sonuna denk açık istediğin saat, zaman, günde bize gelebilirsin. Sormana bile gerek yok aslında.


Emre: Ya demek inanmıyorsun? Şaka sanıyorsun. O zaman bu seni inandırır. Ya biliyorum tabi ki de bilmez miyim ama insan yine de sormak istiyor. 

*Medya



Mustafa: Yaa bir dakika sen ciddisin ve biletini de aldın. Ama ben yine inanmadım şaka gibi geliyor ya bir dakika anneme gösterip geliyorum. Belki yanlış görüyor olabilirim inanamıyorum çünkü.


Emre: Yaa seni de inandırmak ne zor ya vallah biletimi iptal edeceğim şimdi vazgeçtim gelmiyorum.


Mustafa: Yaa tamam tamam bu sefer inandım annem bile şoka girdi. Cidden sonunda geliyor diye resmi 3 kere inceledi yaa dur sakın öyle bir saçmalık yapma oraya gelirim kafanı kırarım.


Emre: Ahah gel bu benim işime gelir ki buraya gelmiş olursun beraber Afyonu gezeriz ayrı yetten kampüsü mü gösteririm sana...


Mustafa: Ben oraya gelirsem babam beni tek göndermez ki oraya kesin korumalarla gelirim. okul da çok dikkat çekeriz. Ajan gibi derse gireriz. Hoca bizi ders den atar kesin.


Emre: Yok daha neler saçmalama lütfen. Hoca atmaz hem hocalarla aram çok iyi sorun yaratacaklarını sanmıyorum.


Mustafa: Bilmiyorum ki ya babamla konuşmam gerek.


Emre: Tamam o zaman babanla konuş. Ben senden haber bekliyorum.


Mustafa: Yaa ben babamla şimdi konuşabildim ama oraya gelmeme izin vermiyor. Nedeni ne biliyor musun? Hayatımı değiştiren çocuk sen olduğun için onlar da seni merak ediyorlar doğal olarak onun için yani kesin ve kesin sen geliyorsun. Kaçarın yok malesef !!


Emre: Zaten geliyorum ki :))


Mustafa: Ben şimdi den heyecanlandım yaa neyse bayılırsam falan sen geri getirirsin beni her şeyi biliyorsun sonuçta onu da kesin eğitimini almışsındır sen :)


Emre: Sen mi ben mi :) 6 yıl sonunda buluşacağız ya inanamıyorum. Ahaha çok komik bayıl da eğer geri getirirsem neyim bayılır kalırsın öyle. Neyse bende seni ilk defa göreceğim. Skype den sık sık görüştük ama canlı görmek daha başka olur diye düşünüyorum.


Mustafa: Yaa sen manyak mısın? İnsan tamam korkma bayılabilirsin falan der yani neyse ya cidden fena olur yaa tanıştığımız gün dün gibi halen daha aklımda.


Emre: Evet deliyim bunun farkına daha yeni mi varıyorsun? O bu değil de benim de öyle halen daha aklımda ama biz buluşunca cidden ben konuşamam galiba o heyecanla sanmıyorum konuşacağımı...


Mustafa: İnan benimde öyle neyse sen gel buraya seninle tüm İstanbul'u yeniden keşfedeceğiz. Seni hayatında görmediğin yerleri tatları tattıracağım.


Emre: Keşfedelim ama yani İstanbul'un her yerini nasıl gezicegiz ki bir hafta da? Gezebilir miyiz ki?


Mustafa: Dur bir dakika sen burada bir hafta mı kalacaksın? Devamsızlık hakkı var mı ki? Gezeriz sen bana güven sen gel yeterli orasını bana bırak lütfen!


Emre: Tamam peki öyle olsun. Yaa ben her şeyi hesapladım seninde sınavların bitiyor benimde zaten sınavdan sonra ki hafta genel de tatil gibi oluyor hocalar ders yapmıyor. Genel de herkes memleketine gidiyor ya hani sen tabi İstanbul'da yaşadığın için o duyguyu bilmiyorsun. :)))


Mustafa: Ahah peki sen Safranbolu'ya ailenin yanına gitmeyecek misin?


Emre: Ben bunu öncesinde de düşünmüştüm. Onun için ailemin haberi var. İstanbul'a gideceğimden.


Mustafa: Yani o zaman bu plan önceden düşünülmüş oluyor. Dur bir dakika sen bunu daha öncesinden mi planladın?


Emre: Yaa Mustafa sana jeton daha sonradan mı düşüyor? Yani sen böyle değildin hemen anlardın her şeyi noldu böyle yaa?


Mustafa: Yaa senin yüzünden hepsi dengemi sarstın. Sonra gelmiş bana jeton sonradan mı düşüyor diyorsun. Dengemi sars sars sonra gel laf et olmuyor ki böyle ama...


Emre: Allah Allah yine ben suçlu oldum yaa neyse İstanbul'a gelince ikimiz gezelim babanla ya sen konuş ya ben konuşayım korumalara falan gerek yok güzelce tadını çıkaralım olur mu?


Mustafa: Tabi ki de öyle yapacağız ama korumalar konusunu bilemiyorum. Onu bence sen babamla konuş o senin sözünü dinliyor. Ben desem bana inanmaz kesin.


Emre: Tamam ben konuşurum onu da bu ne böyle ya daha öncelerinde yoktu koruma falan neden bu sıralar çıktı ki?


Mustafa: Ya sanki babamı bilmiyorsun. Özel gizli görevde olduğu için devlet korumaya aldı. Ailemizin başına bir olay gelmesin diye bir nebih güvenlik yani şu olaylar bitesiye kadar böyle olması gerekiyormuş.


Emre: Hmm tamam ya sorun olmaz zaten telefonunda cip yok mu senin var yani sorun olmaz. Bende telefonumu açma kapamaya 3 kere basınca yardımı babanı ve korumaları yaparız bir şey olursa hemen konum bilgileri onlara gider ve bu sayede güvende oluruz. O iş bende babanı her zmaan ki gibi yine ikna ederim.


Mustafa: Ahha tm tm o iş sende o zaman sana güveniyorum diyeceğim ama güvenmeme gerek yok %100 ikna edeceğin için şüphem yok o konu da.


Emre: Mutlu haber ile geldim. Babanı halletim tm dedi senin yanında iken sorun olmaz zaten telefonlarınızı da ayarlarız beraber bir şey olursa hemen korumalar gelir zaten dedi ve sana benim power bankın aynısını alacağını söyledi bu sayede şarjınız da bitmez dedi ben şimdi babana resmini atıyorum linki ile beraber bilgin olsun.


Mustafa: Ahah çok iyi olur ya şarjımız da bitmez bol bol resim de çekeriz hatıra kalır.


Emre: Aynen öyle yaparız. Ama senin ile beraber resim çekilir miyiz?


Mustafa: O konuda net bir şey diyemem çünkü başımdan geçen olayı biliyorsun. Resim yüzünden ben hayatımda en sevdiğim senden sonra ki ikinci arkadaşımı kaybettim. Onun için seni de kaybetmek istemiyorum. Ama sen gel buraya onu düşünürüz. 


Emre: Tm peki ya benim sınavım var hatta senin de var çok konuşuyoruz. Sınav zamanı olsa bile her zaman ki gibi yapıyoruz değil mi? Konuları sen bana atıyorsun bende sana atıyorum. Sonra gece yatmadan önce Skype üzerinden birbirimize anlatıyoruz anlaştık değil mi? Her zaman ki gibi


Mustafa: Tabi ki de anlaştık hadi o zaman sen dersine ben dersime hafta sonu bol bol konuşuruz. Güzel bir plan oluştururuz. Hadi ben kaçtım. Gece buluşma saatimiz yine her zaman ki gibi 24.00 da görüşürüz. 


Emre: Görüşürüz iyi çalış en zor yerleri soracağım sana...


Mustafa: Sen mi ben mi hadi bakalım kim daha kazık soruları soruyormuş görelim.


_____________


İlk yazım olduğu için biraz heyecanlandım galiba beşinci ya da altıncı bölüm de buluşturmayı planlıyorum. Şuan sınav haftam olduğu için yazamıyorum arkadaşlar en yakın zaman da yazmaya çalışacağım. Sizleri seviyorum.


Bir sonra ki bölümümüzü Çalışkan İkili: Gezgin & Meraklı Çalışkan İkili Bölüm 2 (Üzerine Tıklayarak Okuyabilirsiniz.)

(Kitabımız ilerleyen bölümlerde başlamaktadır.)


Instagram: emreningunluguu

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.