Gezgin ve Meraklı Bölüm 7 (Yeni Yerler Keşfetme Vakti)


YENİ YERLER KEŞFETME VAKTİ

Burası da bittiğine göre direk arabayı alıp diğer yerlere geçelim istersen?

"Tabi ki de hemen gidelim ben sabırsızlıkla, merakla diğer yerleri merak ediyorum. Başlangıç harika oldu." Ah ah daha neler yaşayacağız daha bu başlangıç hadi çalıştır arabayı da gidelim. "Tm da ben yolu bilmiyorum ki sen tarif etmezsen nasıl gideceğiz."

Mustafa yolu tarif etmeden o heyecanın verdiği etkiyle bir anda Emre'nin yolu bilmediğini unutmuştur.

Tm tm dümdüz gideceğiz sahil yolundan doğru yaklaşınca ben sana söyleyeceğim sunroofu açalım da biraz hava gelsin bu arada sen müzik dinlemeyi seviyorsun ya onun için istediğin kadar yüksek ses de müzik dinleyebilirsin veya beraber sohbette edebiliriz.

Emre yeni gelmiş uzun yıllar görüşmemişler ve Mustafa'nın dediği ise müzik dinleyebilirsin. Bu duruma Emre biraz kızmaktadır.

"Yaa sen ne saçmalıyorsun? Delimisin nesin? Ne müziği? Ne sesi? O kısık ses de çalar durur. Hem sen bana beraber nerelere gideceğimizi neler yapacağımız hakkında veya başka konulardan bahsedip yol boyunca sohbet ederiz diye düşünmüştüm ama ben senin dediğine bak uykun mu var senin?"

Tabi Mustafa heyecandan bir saniye bile uyuyamadığı için aşırı derece de uykusu vardır.

Yaa evet biraz var çünkü heyecandan uyuyamadım ki sen geliyorsun diye neyse hadi o zaman sohbet edelim. Bu arada sende iyi araba kullanıyor muşsun. Etrafa bakarak gidiyorsun sanırsam? Ben neler yapacağımızı kısaca özet geçeyim. Nereleri gezeceğimizi zaten biliyorsun konuşmuştuk. İyice gezip tozacağız rehber eşliğinde veya rehbersiz bir çok yeri geziceğiz bir gün içinde sonra akşam babamın geliş saatine yakın eve gideceğiz. Sonra ise ailemle tanışma falan derken bir daha dışarı çıkacağız. Bu arada bizim Boralar falan da bize katılacaklar öyle yani neyse çok az kaldı şu ilerden sağ yapacağız. göbekten bilgin olsun...

"Ohh iyiymiş vallah Boralar falan biz Borayla iyi coşarız vallah o benim kafadan direk sizi atarız köşeye onun arkadaşıyla siz takılırsınız bizde ikimiz az eğleniriz olur mu?" Ah ah tabi efendim oldu. Öyle bir şey yok. Sen benim arkadaşımsın seni Bora'ya vermem. Hem siz ikiniz delirirsiniz. Kafalarınız bir olunca iki çılgın beyin yan yana sıkıntı olur yani neyse şuradan sola gir ilerden sağ yap hemen otopark çıkacak karşına otoparka çekelim arabayı yoksa bugün Cuma çok kalabalık olur.

İkili arabayı park ederler ve gezecekleri yere doğru adım adım ilerlerler. Bu arada Bora Mustafa'nın Emre'den sonra tanıdığı en iyi ikinci yakın arkadaşıdır.

"Mustafa nereye gidiyoruz şuan?" Şuan gittiğimiz yer Küçük Ayasofya Cami olarak geçen Bizans İmparatoru I. Justinianus ve karısı Theodora tarafından 527-536 yılları arasında Aya Sergios ve Bachos Kilisesi adıyla yaptırılan bir kilise ama daha sonra Osmanlı İmparatorluğu ile beraber 1497 yılında camiye dönüştürülmüştür.

Mustafa buluşmadan önce Emre'nin soracağını bildiği için önceden her yeri araştırmıştır.

"Yuhh sen önceden araştırdım mı da bu kadar bilgiyi biliyorsun?" Hmm biraz bakmış olabilirim yaa sana rezil olmamak için birazcık baktım diyebilirim. "Ahah bana rezil olmak ne alaka ki ya neyse o zaman hazır mısın şimdi seni rezil edeceğim? :))" Ne rezil etmesi ne saçmalıyorsun yine yanlış mı söyledim yoksa?

"Yoo doğru söylediğin için rezil edeceğim ki... :)) Ah ah şakaydı beh hem ne alaka ben seni ne zaman rezil ettim ki sadece her seferinde hava yaparken havanı indirdim o kadar havaya karşı bir şeyim var onun için benim yanımda kimse hava atamaz. Çünkü hava atanın havası yarım kalır. :)) "Ah ah bilmez miyim ya beni hep indiriyorsun zaten ama bir gün ben de seni indireceğim göreceksin neyse hadi girelim camiye içerisi efsane çok güzel ama küçük cami deniyor ama içeriye girince içerisi bayah bir büyük gözüküyor.

"Off burası efsane cidden ya içeriye girdiğimiz zaman yapının verdiği etki ile çok büyük gözükmüyor mu? Ama çok güzel inşa edilmiş bayah eski olduğu belli çünkü şu anda böyle işlemeler olan ve böyle yapısı olan camiler artık yok." Aynen ya şu anda bazı şehirlerde dikdörtgen ve kare cami inşa edenler bile var. "Evet mesela bizim Afyon'da bazı camiler dikdörtgen şeklinde." Ah ah evet biliyorum sen söylemiştin hatta :)) Hadi resimlerini çekelim birbirimize atarız. Bol bol çekelim nasıl olsa telefon buluta kaydediyor onun için hafızadan yemediği için bol bol çekebiliriz. "Oha yok artık o bile buluta mı kaydediyor? Yok daha neler bu nasıl telefon yaa böyle..."

İkili Küçük Ayasofya Camiden çıkarlar ve Sultan Ahmet Meydanına doğru yola çıkarlar.

"Yaa buranın sokakları çok iyi değil mi? Bayıldım var ya şuan evlerin yapıları falan bayahh harika ötesi hadi gel beraber şu sokakta resim çekilelim. İlk beraber resmimiz olsun anı olarak saklarız." Ah ah olur tabi ki de neden olmasın ama kaldırıma çıkalım ya ne olur ne olmaz. "Yaa gel şuraya ne olacak adam kör mü? Bizi görmeyen kördür kesin yani." Ya Emre uzat masan diyorum. Biliyorsun benim bu konu da ki anımı niye ısrar ediyorsun ki? Korkumu yenmek için yapıyorsun değil mi? "Ah ah tabi ki de ne sandın sende. Hem resim çekilmek hemde korkunu yenmen için yapıyorum."

Bu konuda Mustafa'nın hayatı boyunca unutamayacağı anısı ise eskiden orta okul zamanında en yakın arkadaşı ile yolda resim çekilirken hızla gelen bir arabanın arkadaşını görememesi sonucu yanında en yakın arkadaşını oracıkta gözünün içinde kaybettiği için sokak ortasında veya biriyle resim çekilmekten nefret etmektedir. Onun için ilk Emre'yle tanıştıkları zaman dersleri ve psikolojisi kötüydü. Emre ise onu bu durum da iken bırakmayıp ona destek olup bu psikolojik olaydan onu çıkartıp özüne dönmesini sağlamıştır.

Yaa ben korkumu zaten senin sayende yendim ama ya tekrardan olursa bu sefer benim psikolojimi kimse düzeltemez ve seni kaybetmek istemiyorum. Seni kaybedersem benim bu hayatta sonuna denk güvenebileceğim başka arkadaşım kalmıyor onun için lütfen ısrar etmezsen sevinirim. "Yaa Mustafa gelir misin şuraya ne olacak. Biliyorum ama bir şey olmayacak güven bana hadi lütfen gelir misin? Hem bu sokak trafiğe kapalı ki onun için rahat ol yani." Ahh tm o zaman hadi ne diyoruz cheese mi yoksa smile mi? "Tabi ki cheese :))"

Ohaa çok iyi çıkmışız ya ilk fotoğrafımız beraber ah ah dur tekrardan sana sarılmak istiyorum yaa şuan yanımda olduğuna inanamıyorum halen daha şaka gibi hayatımda tanıdığım en iyi arkadaşımsın her şeyimi seve seve rahat rahat konuşabildiğim ve en çok güvendiğim kişisin ama şuan ciddi ciddi inanamıyorum yanımda olduğuna ya şaka gibi geliyor şuan her şey...

"Ah ah istediğin kadar sarılabilirsin. Aynen bence de çok iyi çıkmışız ınstagrama koyabilir miyim peki?" Hm o konu da maalesef koyamazsın babamın büyük emri var. Emre'ye şöyle dedi beraber resimlerinizi kimseye atmayın veya internette falan herhangi bir yere koymayın dedi. Çünkü takip ettikleri için bir açık bulurlarsa ikimizin de başı derde girebilirmiş hem yanımızda koruma da olmadığı için çok riskli olduğundan dolayı maalesef koyamazsın.

Mustafa'nın yüzünden Emre beraber resimlerini hiç bir yere koyamadığı için üzülür.

"Evet şimdi nereye geldik burası neresi?" Şuan bulunduğumuz yer Sultan Ahmet Meydanı olarak geçmektedir. Hemen solumuzda Sultan Ahmet Cami hemen sağ tarafımızda Ayasofya Müzesi bulunmaktadır. Biz ilk olarak Sultan Ahmet Camiye girip oradan sonra da Ayasofya Müzesine geçiş yapacağız.

"Ciddi misin sen dur bir dakika... Çok harika değiller mi yaa? Hadi gidelim bir an önce ben içerisini merak ediyorum. Özellikle de Sultan Ahmet Camisini çünkü gidenler çok mükemmel yapısı olduğunu söylüyorlar." Ah ah tabi ki de gidelim o zaman bende bu arada sana tarihçesini söyleyeyim.

Sultan Ahmet Cami, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihi yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmış olan bir mimari bir camidir. "Var ya bu kadar çalışmana gerek yoktu ki zaten girişinde tarihçesi yazıyor her yerin onları okurduk."

Ah ah olsun onunla vakit kaybetmeyelim diye ezberledim. İstersen İngilizcesini de söyleyebilirim. "Ahah o zaman şuradan bir turist grup çevirelim onlara anlat İngilizcesini ve ilk seninle İstanbul'da paramızı kazanalım ne dersin?" Nasıl yani yabancılara anlatıp para mı kazanacağız yok artık onu nasıl yapacağız ki? Sen onu bana bırak ben bulurum yabancıları hatta 5 Euro diye anlaşalım. Hem de boşa ezberlememiş olursun hemde bir işe yarar." Ah ah sen ciddi misin? "Evet hatta izle ve gör."

Bu arada çılgın Emre bir grup yabancıyı çevirir ve Mustafa'ya Sultan Ahmet Cami ile Ayasofya Müzesinin tarihçelerini anlattırarak 5 Euro kazanırlar.

Sen var ya harbi diyorum delisin ciddi ciddi delisin yaa iki dakika içinde 10 Euro kazandık ya :)) Sen burada olsan var ya ikimiz çok çılgın işler yapardık da işte değilsin ya keşke burada olsan. "Bilemem belki gelebilirim İstanbul'a neyse hadi camiyi gezelim hemen." Aynen yaa hadi...

"Off aman Allah'ım gözlerime inanmıyorum yaa harika değil mi Musti? Ohaa çok iyi yaa duvarlarda bulunan eski mimari eserlere bak yaa aman Allah'ım bol bol resim çekelim birbirimize atarız." Aynen yaa bende ilk defa girdim bu camiye ve şuan bayılmak üzereyim harika mimarisi yok mu yaa? "Mükemmel aynen bol bol resimleyelim."

İkili Sultan Ahmet Camiden çıkarlar ve Ayasofya Müzesine doğru adım adım ilerlerler.

"Musti şimdi ne yapacağız millet sıraya girmiş kantin sırası gibi?" Hm şey alacağız buradan 20 TL'ye müze kart alacağız öğrenci kartımız ile onunla her yere başka ücret ödemeden girebileceğiz. "Hm tm o zaman sıraya girelim de bu sıra bitmez ki ya 45 dk'ya anca biter." Hm aynen yaa neyse girelim sıraya da sohbet ederken zaman bir anda geçip gider.

İkili sıraya geçerler vakit geçmek bilmez. Beklemekten sıkılırlar ve ikili yabancı taklidi yapmaya başlarlar tam bu sırada ise arkalarında bulunan iki arkadaşta bunlara laf atarlar ve ikililer konuşmaya başlarlar.

Heyy merhaba sizde yabancı mısınız?

Yoo hayır biz Türküz ya siz?

"Musti kör müsün yaa adamlar Türkçe bilmiyor birde gelmiş siz yabancı mısınız diye soruyorsun yaa" Aman yaa sanane :))

Biz İngiltere'den geldik. Türkiyeyi çok merak ettik iki arkadaş beraber anlaşıp gezmeye geldik.

Bu arada sizin isimleriniz nelerdir?

Mustafa ve Emre ya sizin?

Ben Gavin arkadaşım Jackson.

Gavin: Bu arada siz en yakın iki arkadaş mısınız?

Mustafa: Evet Emre benim en yakın arkadaşım onunda en yakın arkadaşı benim. Sizde mi iki yakın arkadaşsınız?

Gavin: Evet bizde iki yakın arkadaşız beraber merak ettiğimiz yerleri geziyoruz. Bu sefer ki planımızda İstanbul'u gezmeyi planlamıştık onun için buraya geldik.

Mustafa: Çok iyi o zaman. Bizimle beraber gezmek ister misiniz? Beraber gezip eğlenebiliriz. Ne dersiniz?

Gavin: Yaa siz ciddi misiniz? Yaa çok güzel bir teklif.  Bizde arkadaşım ile teklifinizi tabi ki de geri çevirmek istemeyiz.

Mustafa: Tm o zaman anlaştık. Beraber kartları çıkartıp ilk Ayasofya Müzesini geziyoruz. Oradan sonra diğer yerleri de beraber geziyoruz anlaştık değil mi?

Gavin: Yaa tabi ki de anlaştık bizim için çok iyi olur da siz cidden Türk müsünüz yaa göçmen fln değilsiniz değil mi?

Bu arada Emre'de Jackson ile beraber sohbet ederler.

Emre: Konuşmanızı böldüm özür dilerim. Biz göçmen değiliz. Ama bu konuda Mustafa bana sen göçmensin deyip duruyor nedenini bende bilmiyorum ama öyle diyor bana nedeni olmayan durum yani kısaca...

Gavin: Hhahha olabilir vallah şuan biz bile sizin Türk olduğunuza inanmadık yani neyse hadi kartlarımızı çıkartalım.

Bu arada Mustafa lafa dalar ve sizin kalacak yeriniz var mı veya kaç gün buradasınız? Diye sorar.

Gavin: Hm biz 2 günlük geldik bugün ve yarın ama şuan kalacak yer ayarlamadık.

Mustafa: Bu konu da yardımcı olabiliriz isterseniz babamın kaldığı oteli size ayarlayabilirim isterseniz?

Jackson: Ciddi misiniz siz? Bu çok iyi olur bizim için çünkü burada çoğu yere gittiğimiz zaman yabancı oluğumuz için fiyatları çoğaltıyorlar.

Mustafa: Ahah evet biliyorum burası biraz öyle ya tabi ki de hatta hemen ayarladık bile yarın da beraberiz o zaman?

Jackson: Siz ciddi misiniz? Bizim için çok iyi olur hatta ama sizin aranızda bir şey var ya bence veya bu işin içinde bir iş var ama çözeceğim bu arada benim babam dedektif onun  için babamdan bir kaç şey öğrendim. Babamın taktiklerini uygulayınca bu işin içinde bir iş olduğu yönünde.

Mustafa: Ne tesadüf benim babam da özel devlet adamı dedektifin de bir üstü diyebilirim. Ama cidden aramızda bir şey yok.

Jackson: Ciddi misin sen? O zaman  babalarımızı mutlaka tanıştırmalıyız.

Mustafa: Tabi ki de babam bu habere çok sevineceğine eminim. Akşam o zaman sizin otele geliriz veya siz akşam dinlenin yarın sabah biz babamla beraber geliriz.

Jackson: Tabi ki de olur bizim için fark etmez Emre'nin babası da gelsin mutlaka. Onun babası da senin babam gibidir bence duruşu biraz öyle yani yeri geldi mi çok ciddi bir adama dönebilen tipe benziyor yeri geldi mi de eğlenmesini gezmesini bilen biri gibi...

Mustafa: Ahaha aynen çok iyi tahmin ettin. Ama onun ciddi olması aşırı derece zor yani böyle büyük bir şey olacak ki o zaman çok ciddi oluyor ve bu arada o hep güler. Günün her saati gülen birisi. O buraya sizin gibi misafir olarak geldi. Benim misafirim.

Jackson: Zaten belli tipinden. Ama cidden her dk gülüyor onu görenin de gülesi geliyor. :)) Biliyor muydunuz insanın yüzü o insanın  her şeyini anlatıyormuş babam hep öyle derdi. Bende ondan öğrendiğim bilgiler ile insanların yüzlerini okuyabiliyorum.

Mustafa: Bu konu da Emre'de okuyabilir hatta o bu konu da fena uzman onunla yarışmanızı isterim. Sana karşı da ki birinin tüm özelliklerini sayabilir o derece uzman prof gibi bir şey hatta arada sırada bu konu da dalga bile geçtiği oluyor.

Jackson: Ahaha sen ciddi misin? Yok artık bende onunla bu konu da yarışmak isterim. Bu hayatta böyle biri şu zamana kadar hiç karşıma çıkmadı eğer doğru ise çok harika olur.

Emre Gavin ile konuşurken Mustafa ikilinin konuşmalarını böler.

Mustafa: Pardon bir saniye sözünüzü kesiyorum. Emre Jackson de yüz okuyabiliyormuş senden daha iyi olduğunu iddaa ediyor. Bende dedim bu konu da babam bile Emreyi geçemedi diye söyledim ama inanmadı seninle yarışmak istiyor.

Emre: Sen ciddi misin? Çok iyi olur yarışalım bu benim için büyük bir zevk olur hatta...

_____________

Biz yazarken çok eğleniyorum umarım sizde okurken eğlenmişsinizdir.

Çok uzun oluyor okurken sıkılıyorsunuz biliyorum onun için burada kesiyorum. Devamı diğer bölüm de...


Yorum yapmayı unutmayınız. Kitabım hakkında ki görüşlerinizi yorum yaparak bize bildirebilirsiniz. Sizleri çok seviyorum.

İyi ki varsınız.  😘😍😂😍😘

Bir sonra ki bölümümüz Çılgın Güvenlik: Çılgın Güvenlik Bölüm 8 (Yazının üzerine tıklayarak bir sonra ki bölümümüzü okuyabilirsiniz.)

Instagram: emreningunluguu

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.