Gezgin ve Meraklı Bölüm 8 (Çılgın Güvenlik)


Çılgın Güvenlik

Gavin: Bence Jackson yener çünkü o bu konuda çok iyi ben Jackson'a güveniyorum.

Mustafa: Ona bakarsan bende Emre'ye güveniyorum oda bu konu da çok iyi ama göreceğiz...

Emre: Yarışacaksak burada yarışmayalım. Topkapı Sarayı daha iyi hem orası geniş ve daha fazla kişi oluyor ne dersiniz?

Jackson: Ahah korktun mu yoksa?

Emre: Ahahah çok korktum var ya bir bilsen elim ayağım titriyor korkudan.

Mustafa: Ahah Jackson işin bitti senin Emre'ye bunu diyerek çok büyük hata yaptın.

Jackson: O zaman gel burada yarışalım işte niye oraya gidince yarışıyoruz.

Emre: Orası daha iyi olduğu için olabilir mi?

Jackson: Hm tamam ya peki...

Dört arkadaş beraber Ayasofya Müzesini gezmek için içeri doğru adım atarlar. Bu sırada girmeden önce giriş kısmında bulunan müzenin tarihçesini okumaktadırlar. Hep beraber tarihçesini okuduktan sonra ise aralarında kısa bir tartışma yaşanmaktadır.

Gavin: Bu müze önceden kiliseymiş biliyor muydunuz?

Mustafa: Biz deminden ne okuduk?

Gavin: Tarihçesini

Mustafa: Sence tek tarihçesini mi?

Gavin: Yoo hayır aslında sen söyledin kilise olduğunu ama ben bir daha hatırlatmak istedim.

Mustafa: Ona bakarsan kiliseden sonra da camiye dönüşmüş. 1453 İstanbul'un fethi ile...

Emre: Yaa şimdi konumuz o mu? Tamam zamanın da kilise oldu cami oldu ama sonra ne oldu? Mustafa Kemal Atatürk ile beraber Cumhuriyetin ilanından sonra müzeye çevrildi ve şu anda da müze olarak kullanılmaktadır. Yani uzatmaya gerek yok. Bu arada Gavin ve Jackson siz Mustafa Kemal Atatürk'ü biliyor musunuz?

Jackson: Bence de Emre haklı boşu boşuna tartışıyorsunuz. Sonuç ne müze yani tartışmaya gerek yok. Bu arada evet tabi ki de biliyoruz. Türkiye'ye gelip onu bilmeseydik büyük hata yapmış olurduk.

Emre: Bu çok iyi bir haber bunu duyduğuma şuan aşırı derecede mutlu oldum.

Mustafa: Yok ne tartışması biz sadece konuşuyorduk...

Jackson: Belli belli çok konuşuyorsunuz. Sesinizi yükselterek konuşulmaz.

Mustafa: İlk Gavin yükseltti o yükseltmeseydi ben devam etmezdim.

Gavin: Tm ben yükselttim bir hata yaptım özür dilerim. Sen devam etmeseydin o zaman

Emre: Hadi kesin ya sizi mi dinleyeceğiz? Burada hadi girelim zamanımız sizi dinlemekle geçiyor.

Jackson: Bence de Emre haklı zamanımız zaten kısıtlı siz ise gelmiş burada tartışıyorsunuz.

Gavin: Tm peki hadi girelim o zaman herkes telefonları fotoğraf makinelerini hazırlasın. !!

Mustafa: Ahah bizim ki Emre'nin çantasında :))

Jackson: Onu da gezmeye mi getirdiniz de çanta da geziyor?

Emre: Vlh ben bilmiyorum Mustafa çantayı boşaltıp içine onu koydu :))

Mustafa: Ahh cidden biz onu senin çantana koyduk değil mi ben onu unutmuşum ya keşke diğer yerleri de onunla çekseydin ama aklıma hiç gelmedi.

Emre: Yakında evi de unutacaksın ama hadi bakalım.

Gavin: Ahahah :))

Jackson: Bir biz böyle olamadık. İnsan bir espri falan yapar biraz komik ve eğlenceli olur ama benim yakın arkadaşım ne komik ne de eğlenceli.

Gavin: Bir yandan bana laf vuruyor arkadaşımız galiba...

Emre: Bence vurmuyor direk yüzüne karşı söylüyor. :)

Mustafa: Bence de :))

Gavin: Tm peki Jackson seninle İngiltere'de görüşeceğiz. Orada görürsün komikliği ve eğlenceli olmayı.

Emre: Ohh bu bir tehdit mi? Ne oluyor orada? Eğer bir kelime bile edersen orada seninle o değil ben görüşürüm.

Mustafa: Gavin canını seviyorsan hiç bir şey yapma yoksa Emre var ya orada olmasa bile onun her yerde çevresi var sağı solu belli olmuyor vallah oraya gelmeden işi halleder o öyle bir tip birde onun yaptığını da anlamazsın yani ama bir yandan da şu var Jakcson'ı koruyorsa bil ki bir nedeni vardır ki onu koruyor.

Gavin: Yok artık gerçi belli oluyor her yere gitsek birileri selam falan veriyor böyle çok değişik ya cidden herkese mutluluk saçan biri var ya o gibi bir şey bu arada tamam hiç bir şey yapmayacağım ama sadece konuşacağız. Bu arada içerisi altın gibi değil mi? Her yer sap sarı ve pırıl pırıl parlıyor?

Mustafa: Bence de altın gibi ama belki  gerçek altın olabilir.

Emre: Bence de olabilir ama bu konu hakkında net bilgim yok malesef...

Jackson: Hadi gelin hep beraber resim çekilelim müzede ve ilk resmimiz olur ne dersiniz?

Emre: Çok iyi fikir yaa hadi o zaman birine çektirelim.

Hep beraber birisine resimlerini çektirirler ve hemen ardından müzenin her köşesini tek tek gezmeye devam ederler. Bol bol resimleyerek ölümsüzleştirirler. Ardından uzun bir geziden sonra çıkış kısmında yakınında bulunan Aya İnigi olan kiliseyi gezmek için yavaş adımlarla ilerlerler.

Mustafa: Burada müze kart geçerli değilmiş Emre kişi başı 20 TL'imiş

Emre: Tm da neden Türkçe diyorsun bunu?

Mustafa: Yaa 20 TL nasıl denir onu unutum şuan. :))

Emre: Harbi mi ahahah neyse zaten arada sallıyorsun çoğu şeyi hataların dolu. Arada İngilizce ağlıyor sayende. Neyse dur ben hemen açıklayayım o zaman.

Bu arada Emre Gavin ve Jackson'a müzenin ücretini ve müze hakkında bir kaç bilgi verir.

Gavin: Tm sorun değil girelim.

Mustafa: Ben giriş ücretlerini verdim hadi girelim.

Emre: Sana kim dedi ver diye? İzin aldın mı? veya sordun mu bize ben veriyorum diye? Hem her yeri sen veremezsin bunu bil yoksa eve gidince görüşürüz seninle.

Mustafa: Yaa nedenmiş bey efendi birde size onu mu soracaktım. Sen benim misafirimsin hatta Gavin ve Jackson da bize dahil oldu onlarda misafirim onun için burada sizin paranız geçmez. Hem babam bize harcamak için 30.000 TL bıraktı harcamazsak var ya eve gidince bol bol azar yeriz. Ben babamla uğraşamam vlh...

Jackson: Siz ikili niye boyna tartışıp duruyorsunuz ya? Neyi alıp veremiyorsunuz bir türlü anlamadık biz.

Emre: Siz boş verin o bizim ikimizin arasında olan bir şey bunu evde konuşacağız. Nee nee 30 Bin mi harcamamız için yuhhh yok daha neler bu para nerede duruyor? Neyse eve giderken konuşuruz şimdi arkadaşlar buranın tarihçesini ben açıklayayım size burası İstanbul'da bulunan en büyük Bizans Kilisesidir. Roma döneminden kalmış 4.yüzyılın başlarında I. Konstantin 324-337 yıllarının zamanında yapılmış olan bir kilisedir. Tabi çok eski tarihi yıllara dayandığı için 8. ve 9.yüzyıllarda meydana gelen şiddetli depremlerde binada hasarlar oluşmuştur. İlk olarak iç cephane olarak kullanılsa da sonralarda Harbiye Nezaretinin silah ambarı olarak da kullanılmıştır. Şuan ise eski Bizans döneminden kalma kilise olarak günümüze kadar gelmiştir.

Jackson: Siz ikiniz var ya bence İstanbul'da tur rehberi olarak çalışmalısınız.

Emre: Yaa aslında bende diyorum ama ben burada yaşamadığım için sorun oluyor. Eğer bende İstanbul'da yaşasam beraber çok harika işlere adım atacağız.

Jackson: Bence de yaa siz harika işler yaparsınız hem siz çok iyi arkadaşınız. Her şeyi beraber planlı programlı gülüp eğlenerek yapıyorsunuz. Herkesin istediği de aslında bu beraber gezip toza bileceği bir yakın arkadaş.

Gavin: Pardon Jackson biz neyiz buradan bana gönderme mi yapıyorsun?

Jackson: Yani biraz yapıyorum. Baksana şunlara yakın arkadaşlar telefonları bile aynı bizimse neyimiz aynı?

Gavin: Yuhh cidden ben daha yeni fark ettim ya sizin telefonlarınız neden aynı?

Mustafa: Çünkü biz yakın arkadaşız ve her şeyi beraber yaptığımız için de telefonlarımız aynı...

Emre: Mustafa atıp tutma yine yaa :dd Mustafa'nın babası bizim telefonlarımızı alıp bize bunları verdi herhangi bir sorun olmaması için yani yoksa benim Samsung onun Apple telefonu var.

Jackson: Ama bence bu bile bayahh iyi bir detay hem siz ilk defa buluşmuş dunuz değil mi?

Mustafa: Evet

Jackson: Belli zaten :))

Gavin: Wowo müze aşırı güzel sizce de öyle mi?

Emre: Bence de bayah iyi yaa

Mustafa: İsterseniz hemen hızlıca gezelim burayı zaten küçük fazla büyük değil hemen resimleri çekip diğer müzemiz olan Topkapı Sarayına geçelim.

Jackson: Topkapı sarayına mı gideceğiz orası aşırı güzel internetten gelmeden önce bakmıştık aşırı büyük ve çok güzell

Emre: Evet bende bakmıştım cidden çok iyi

Gavin: O zaman hadi oraya geçelim.

Grup halinde hep beraber İstanbul sokaklarında caddelerinde gezerken bol bol resimler çekerek Topkapı Sarayına varmaktadırlar.

Emre: Hadi yaa ne çok konuştuk gelin hadi hep beraber Topkapı Sarayının önünde de resim çektirelim ne dersiniz?

Jackson: Bence mükemmel olur.

Gavin: Bence de harika fikir.

Grup halinde hep beraber resim çektirirler. Daha sonra ise ikişerli ve tek tek olmak üzere bol bol resim ile ölümsüzleştirirler. Ardından Topkapı Sarayı güvenliğinden geçerek içeri girerler. İçeride belli bir sıra düzen olmadığı için rastgele kendi kafalarına göre gezmeye başlarlar.

Mustafa: Sizce soldan mı gidelim yoksa sağdan mı?

Emre: Bence soldan gidelim.

Gavin: Bence sağdan gitmeliyiz.

Jackson: Bence de soldan gitmeliyiz.

Mustafa: O zaman karar verilmiştir. Soldan gidiyoruz. Arkadaşlar

Grup halinde hep beraber soldan doğru müzeyi gezmeye başlamaktadırlar. Ama tam gezmeye başlayacaklardı ki karşılarına fotoğraf çekimi yasak olan değerli eşyaların saklandığı korunduğu bir yer gözlerine çarpmaktadır. Tabi meraklı Mustafa hemen içeride ne olduğunu merak eder. Sabırsızlıkla içerisini gezmek için sabırsızlanır ve grubu o tarafa doğru zorla sürükler. Giriş kısmında bulunan güvenlikten yeterli bilgi aldıktan sonra içeriye girerler. Yalnız güvenlik görevlisinin dediğine göre içeride resim ve video çekmek yasakmış zaten girişte de yazmaktaydı. Ama tabi iki çılgın meraklı ve gezgin için yasak diye bir şey yoktur.

Emre: İçeride ne var ki bu kadar iyi korunuyor?

Mustafa: İçeride eski dönemden kalma kılıç ve kılık kıyafetler bulunmaktaymış.

Tabi gezgin Emre'nin aklına hemen gizli programlarla video çekmek gelir ve telefon kilidini açıp hemen rastgele bir program indirir.

Programı kurduktan sonra hemen ayarlar ve telefon kapalı iken video çekimine başlar.

Jackson: Adamlar yasak diyor siz ise ne yapıyorsunuz?

Emre: Yaa hatıra olarak kalır bizde ne güzel işte çaktırmayın ama çok güzel değiller mi?

Jackson: Evet çok güzel ama yasak yani ama siz yinede video çekiyorsunuz yaa sizden var ya korkulur vallah ne yapacağınız hiç belli olmuyor.

Gavin: Bence de ama yakalanma oranı çok fazla gizli çekebilirseniz iyi olur.

Mustafa: Yakalansak bile hiç bir şey olmaz ki keşke yakalansak biraz aksiyon yaşamış oluruz.

Emre: Yakalansak herhangi bir iz bulamazlar çünkü videoyu özele kaydediyor oraya girmek içinde gizli şifre gerekli. Onun için yakalansak bile herhangi bir sorun olmaz.

Gavin: Onuda mı düşündün yuhh artık bu kadarı da fazla bence...

Emre: Tabi ki de her şeyi düşünmek gerek.

Tam bu sırada güvenlik görevlisi grubu çevirir ve Emre'yle Mustafa'yı kenara çekmektedir.

Mustafa: Oba hayırdır ne oluyor?

Güvenlik: Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

Emre: Ne yaptığımızı sanıyormuşuz biz?

Güvenlik: Siz kendinizi galiba süper zeka sanıyorsunuz?

Bu arada Emre Gavin ve Jackson'a herhangi bir şey olmadığını söyler ve onların müzede gezmesi gerektiğini 5-10 dakika içerisinde geleceklerini söylemektedir.

Emre: Bilemeyiz belki süper zeka olabiliriz neden olmasın?

Mustafa: Bu arada ne oluyor bizi çekmeniz de ki amaç nedir?

Güvenlik: Gizli video çekmekten dolayı yakalandınız. Şuanda telefondan videoyu açmak zorundasınız.

Bu sırada güvenlik görevlisi telefonu bir anda Emre'nin elinden alır ve telefonu açması için baskı uygulamaktadır.

Emre: Siz kimsiniz ve benim elimden izinsiz telefonu mu alıyorsunuz?

Mustafa: Hey sen hayırdır ya ne oluyor?

Güvenlik: Hayırdır gençler size ne oluyor? Hem suçlusunuz hem gülüşünüz.

Mustafa: Sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun?

Emre: Oraya girme Mustafa oraya girmeden halledebiliriz.

Güvenlik: Allah Allah siz kimmiş siniz?

Mustafa: Sanane yakında anlarsın.

Emre: Peki tamam telefonu mu aldıysanız açmasını da biliyorsunuz demektir. O zaman açın da görelim.

Güvenlik: Yaa siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Zorluk çıkartmadan telefonu açın yoksa kötü olacak.

Mustafa: Yaa sen ne diyorsun ya ne zorluğu ne yapabileceksin ki bize hiç bir şey yapamazsın ve telefonu açmıyoruz. Git amirini çağır o gelsin.

Bu sırada Mustafa babasını arar olası bir durum olmaması için olayı hemen anlatır. Babası tamam ben hallediyorum diyerek telefonu kapatır.

Güvenlik görevlisi Amiri ile beraber ikilinin yanına doğru adım atarken bir anda telefonu çalar ve birisiyle konuşmaktadır. Ardından ikilinin yanına ulaşırlar.

Amir: Merhaba beyler Mustafa beyle Emre beyler sizsiniz galiba?

Mustafa: Evet ne oldu şimdide bey mi olduk?

Emre: Mustafa fazla uzat masan diyorum. Gavin ve Jackson bizi bekliyorlar.

Güvenlik: Amirim bunlar gizli video çekimi yaptılar ve bende fark ettim ama telefonun kilidini açmıyorlar.

Amir: Tamam sorun değil hallederiz. Emre bey telefonunuzun kilidini açabilir misiniz?

Emre: Tabi böyle saygılı efendi olursanız açarız ama ne yapacaksınız ki bu telefon biraz değişik ona göre hareket ediniz.

Mustafa: Telefonu mu açacaksın?

Emre evet der ve telefonunu açıp amire teslim eder. Ardından amir bakıp herhangi bir şey bulamayıp ikiliyi serbest bırakır ve hatalarından dolayı bir tur rehberi gönderirler. Müze boyunca tur rehberi eşliğinde gezmektedirler.

_____________

Arkadaşlar ilk başlarda biraz saçmalamış olabilirim ilk kısmı cidden bende beğenmedim açıkçası silmeye üşendim.

Bol bol yorumlarınızı bekliyoruz. Eğer beğenmediğiniz yer veya isteklerinizi varsa yorum yaparak bizlere bildirebilirsiniz.

Jackson ve Emre'nim yarışması ise diğer bölümde olacaktır.
İyi okumalar dileriz... 😍😘😍😂😉

Bir sonra ki bölümümüz Arkeoloji Müzesi: Arkeoloji Müzesi Bölüm 9 (Yazının üzerine tıklayarak bir sonra ki bölümümüzü okuyabilirsiniz.)

Instagram: emre432altinay

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.