Gezgin ve Meraklı Bölün 10 (Koşturmaca)



Mustafa: Ne kadar hızlı gidersek bizim için o kadar iyi olur arkadaşlar.

Emre: Tm tm hızlıca gideriz keşke arabayla gelseydik buralara diyeceğim de burada araba çok problem olurdu bizim için park yeri de çok az...

Jackson: Sizin arabanız mı vardı yaa?

Mustafa: Evet var ama otoparka çektik arabayı burada park sorunu olduğu için gerek duymadık hem tarihi yapıtları gezerken daha fazla bilgi edinmemiz için yürümek daha avantajlı...

Jackson: Ahh evet haklısınız o zaman hızlıca gidelim başka yapacak bir şeyimiz yok çünkü...

Emre: Aynen öyle zaten gideceğimiz iki yer de aslında alışveriş yeri Türk havluları ve Türk işlemeleri olan kıyafetler giysiler var aslında oradan hemen tramvaya binip Dolmabahçe Sarayına geçeceğiz başka bir şey yok artık bu taraf bitti sayılır...

Gavin: Bitti mi yaa bir günde çok fazla yer gezmedik mi daha da gezersek bizim bir günde en fazla gezdiğimiz yer olacak.

Mustafa: Emre'yle gezerseniz böyle ama fazla yorulmazsınız eğlenceli bilgilendirici bir şekilde gezdiriyor.

Jackson: Cidden haklısın yaa ben daha hiç yorulmadım hatta daha fazla gezelim diyecektim.

Gavin: Aynen bende...

Emre: Yalnız şöyle bir durum var biz daha yemek yemedik biliyorsunuz dimi Dolmabahçeye geçince orada güzel bir yemek yiyelim ki diğer yerleri aç karna gezmeyelim.

Mustafa, Jackson, Gavin: Aahhh aynen haklısın çok iyi olur hem zaman kaybı da olmaz bizim için...

Emre: Hadi o zaman şurayı geçtikten sonra kapalı çarşıya gelmiş bulunuyoruz. Oradan da diğer mısır çarşısında geçeriz.

Hep beraber kapalı çarşıya varmaktadırlar. Tabi bu sırada her yerin tarihçesini öğrendikleri için Emre hemen onlara telefonundan kapalı çarşı tarihçesini okur ve içeri girerek bir kaç hediyelik eşya alarak oradan mısır çarşısına geçerler.

Emre: Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Kapalı Çarşı, üzeri dam ve kubbelerle örtülü dükkanların çevrelendiği tarihi bir alışveriş meydanıdır.

  Tarihteki adı “Çarşu-yı Kebir” olan büyük alanın çekirdeğini iki bedesten oluşturur. 1460 yıllarında inşa edilen ilk bedestene Cevahir ismi verilmiştir ve bu bedestenin geliri Ayasofya’ya verilmek üzere Fatih Sultan Mehmed’e bırakılmıştır.

  Padişah daha sonra buraya çeşitli dükkanlar ve alışveriş tezgahları geliştirerek ticari hayatın merkezi durumuna getirmiştir.Kapalı Çarşı’nın Mimari Özellikleri 1461 yılında temeli atılan Kapalı Çarşı, estetik tasarımı sayesinde adeta dev ölçülü bir labirenti andırır. 60’a yakın sokağı ve 3600’ü aşkın dükkanı bulunan tarihi alışveriş alanı, toplamda 30.700 metrekarelik alanı kapsar. İstanbul’un hem turizm hem de ticari anlamda çekim noktası olarak ifade edilebilir.

Mustafa: Vayy çok iyiymiş yaa hadi o zaman içerisine hemen girelim vaktimiz kısıtlı....

Jackson: Offf içerisi efsane biz buradan arkadaşlarımıza birden fazla hediye alabiliriz.

Gavin: Aynen istersen sen kendin al bende kendim alayım sonra arkadaşlarımıza veririz. Jackson

Emre: Mustafa gel bizde bizim profesyonel makineyle bol bol resim çekelim internete koyarız veya anı olur bizim için ne dersin?

Mustafa: Tabi ki de ama sen daha iyi çekiyorsun sen çekersen olur neden olmasın. :))

Emre: Tm tm ben çekerim sorun değil...

*Media

Hep beraber güzel resimler çekerek ve arkadaşlarına hediyeler alarak kapalı çarşıdan çıkarak hızlı adımlarla Mısır Çarşısına doğru yol almaktadırlar.

Emre: Şimdi ki durağımız ise Mısır Çarşısıdır arkadaşlar burası da Kapalı Çarşı gibidir. İsterseniz şöyle bir gezip  hemen Dolmabahçe Sarayı'na geçelim ne dersiniz?

Mustafa, Jackson, Gavin: Tabi ki de olur bizim için daha iyi zaten biz alacaklarımızı aldık ki zaten

Emre: Tm o zaman hadi gelin burada da resim çektirelim ne dersiniz?

Mustafa, Jackson, Gavin: Olur tabi ki de ama kime çektireceğiz?

Emre: Yaa siz orasını bana bırakın.

Mustafa: Ne hikmetse Emre kime dese herkes hemen resim çekmek için can atıyor. Adam o kadar kibar ki herkes kendini kaybediyor.

Jackson: Yani bence de ama çok iyi konuşması bilgisi efsane var ya ve böyle yabancı turist gibi geziyor sanki Türk değil ve hiç Türk'e benzemiyor çünkü şive falan yok ki çok ilginç birisi bence...

Gavin: Bence de öyle yaa acayip ilginç çok değişik bir insan her şeyi biliyor geziyor tozuyor bizi de gezdiriyor hatta...

Mustafa: Ahh Emre'de şive mi yok onda var ya her yörenin şivesi var bir dakika içinde birden fazla şive konuşabiliyor. Ama siz şiveyi nereden biliyorsunuz?

Gavin: Bizim İngiltere'de Türk arkadaşımız var o bize öğretiyor biraz Türkçe biliyoruz.

Emre: Siz ciddi misiniz bu süper bir şey isterseniz ben size jet hızıyla öğretebilirim.

Mustafa: Bu konuda çok ciddi...

Jackson: Yaa süper olur. Ciddisiniz değil mi bu konu da?

Emre: Tabi ki de akşam otelde skypelerimizi verelim birbirimize ben oradan doğru sizinle sohbet ederiz bu sayede siz bize İngilizce bizde size Türkçe öğretiriz. Ben hatta 4 5 arkadaşıma Türkçe öğrettim ve ikisi şuan Türkiye'de çok iyi bir okulda tıp okuyorlar.

Gavin: Tabi ki de yaa bu çok iyi olur cidden hem bizim için hem sizin için bu arada geldik sanırsam.

Emre: Evet geldik hemen içerisini gezelim bu arada Mustafa bize tarihçesini okursun tabi eğer okursa bazen gıcıklık yapabilir da onun için?

Mustafa: Tabi ki de hemen anlatıyorum size bu arada siz Emre'nin dediğine bakmayın asıl gıcık o neyse; İstanbul’da üstü kapalı bir çarşıdır. Eskiden baharat, yani karabiber, zencefil, tarçın gibi şeyler, daha çok Hindistan’dan, Mısır’dan geldiği için bunların satıldığı yerlere, tek bir dükkan bile olsa, Mısır Çarşısı denirmiş.

Mısır Çarşısı, Yeni Cami’yi vakıf olarak Hatice Turhan Vâlide-Sultan tarafından yaptırılmıştır. «L» biçimi bir planı vardır. Mısır Çarşısı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında, dışarıdan duvarlarına yamanmış barakalarla tanınmaz bir hale gelmişti.

1955’de onarılmış. Böylece daha güzel bir durum kazanan çarşı bugün İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerinden biri olmuştur. Sürekli olarak yenilenen ve restore edilen bir yapısı olduğu için her zaman düzgün bir şekilde işlevine devam etmektedir.

Emre: Teşekkürler...

Mustafa: Rica ederim. Hemen içerisini gezelim ve oradan doğru jet hızıyla tramvaya binip Dolmabahçe Sarayına gidelim vakit çok azaldı çünkü...

Jackson: Evet yaa 5'de kapanıyor demiştiniz sanırsam çok az vaktimiz kaldı.

Hemen hep beraber Mısır Çarşısını gezerek koşar adımlarla tramvaya varmışlardır.

Emre: Peki biz geldik ama kartımız yok ki kim basacak?

Mustafa: Bende var merak etmeyin ben size basarım hepinize...

Emre, Jackson, Gavin: Çok teşekkürler peki kaç dakika'da bir geliyor ki?

Mustafa: Üzerinizde yazıyor kafanızı kaldırırsanız görürsünüz.

Emre: 3 dakikaya burada oluyormuş...

Jackson: İnince yürüme mesafesi var mı peki?

Emre: Evet var çok az yürüyeceğiz merak etmeyin ama yetişiriz gibime geliyor.

Gavin: Bence de yetişiriz yaaa...

Mustafa: Tramvaya bağlı aslında her durakta durduğu zaman fazla müşteri olursa biraz fazla bekliyor.

Emre: Hmm bence olmaz ya sanmıyorum.

Mustafa: Hadi binelim...

_____________

Merhaba arkadaşlar bu bölümü biraz hızlı yazdım ama nedenini bende bilmiyorum biraz kendimi o gün gibi hissettim koştur koştur Dolmabahçeye yetişmeye çalıştığımız aklıma geldiği için bende jet hızıyla yazdım. Kusura bakmayın biraz heyecanlandım o gün geldi gözümün önüne....

Umarım beğenmiş sinizdir arkadaşlar. Bizi destekleme için yorum yaparak bize destek olabilirsiniz. Hem bizleri mutlu etmiş olursunuz. 

İyi ki varsınız. Sizler olmasaydınız bizler buraya kadar gelemezdik. Bizden çok sizin emeğiniz var. Çok teşekkür ederiz.

Bir sonra ki bölümümüz Tatlı Dilin Kıymeti: Tatlı Dilin Kıymeti (Yazının üzerine tıklayarak bir sonra ki bölümümüzü okuyabilirsiniz.)

Instagram: emreningunluguu

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.