Gezgin ve Meraklı (Yakın Arkadaşların Tanışması) Bölüm 16

  
  Merhaba Nasılsın? Umarın iyisindir. Bu blogum da Gezgin & Meraklı kitabımızın yeni bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Umarın beğenirsiniz.  İyi okumalar dileriz. 
Yakın Arkadaşların Tanışması

Mustafa: Sen merak etme sabaha kadar oturmayız yorulduk zaten sende yoldan geldin yani doğal olarak uyumamız gerek sonra ki gün ise uyumak yasak sabaha kadar sohbet edeceğiz. Zaten kaç yıl sonra görüşüyoruz.

Emre: Yaa ne çok uzattın bu yıl olayını ne olmuş bak şuan buradayım ve yanındayım. Geleceğim diyordum ve geldim.

Mustafa: Tamam tamam uzatmıyorum yaa

Emre: Bu tahtada yazanlar neler?

Mustafa: Ahh onlar mı benim ödevlerim ama iki tanesini seninle beraber yapacağız.

Emre: Nedenmiş o?

Mustafa: Sen çok güzel hikaye yazıyorsun ya hani onun için ödevimizin konusu ise İngilizce İstanbul'u tanıtacağız ve birinciye 25 puan verecek hoca benimde o 25 puana ihtiyacım var.

Emre: Sorun yok ama misafire ödev yaptırıldığı nerede görülmüş?

Mustafa: Burada bak şuan görüyorsun yani ben yaptırırım.

Emre: Dalga geçip durma da şu hediyelerini aç :))

Mustafa: Ne hediye mi bende sana aldım. Bir saniye hemen getiriyorum.

Emre: Tm peki bekliyorum.

Mustafa hemen hediyesini getirmek için gidip gelmektedir.

Mustafa: Al bakalım bu da senin umarım beğenirsin.

Emre: Sen niye hediye aldın ki bu arada? Zaten beni evinde ağırlayarak ve gezdirerek bana en büyük hediyeyi veriyorsun.

Mustafa: Off Emre Off senin şu çok konuşmaların var ya adamı deli ediyor. Sana ne canım istedi aldım bir itirazın mı var? Hem benden sana bir hatıra kalmasını istiyorum. Hem bir kere sen niye bana hediye aldın ki?

Emre: Ne off ya sana ne mi asıl sana ne yaa saçmalamayı keser misin? Bir kere senin evine geliyorum ve elim boş mu geleceğim saçma saçma konuşma misafirliğe eli boş gidilmez.

Yakın arkadaşlar kavgaya tutuşurlar iken birbirlerinin hediyelerini açmaktadırlar. Yalnız hediyelerini açtıklarında bir şey dikkatlerini çekmektedir. O da ikisinin de aynı hediyeyi almasıydı. İkisi de bir H&M hastası oldukları için aynı t-şort ve şortu almışlardı. Ama bu olamazdı. İmkansızdan öte bir şeydi. Çünkü ikisi de birbirlerinden habersiz hediye almışlardı.

Mustafa: Yalnız bir dakika ya ben yanlış görmüyorum değil mi? İkimizin aldıkları da aynı?

Emre: Hayır ikimizde yanlış görmüyoruz ve ikimizin aldığı hediyeler de aynı imkansızı başardık sanırsam.

Mustafa: Yalnız çok güzel değiller mi?

Emre: Aynen benimde çok hoşuma gitmişti. Geri döndüğüm de kendime de aynısından alacaktım zaten...

Mustafa: Senin almana gerek kalmadan ben sana aldım. İstersen bir giyip baksak mı nasıl oluyor acaba ikimize?

İkili hızlı bir şekilde birbirlerine almış oldukları hediyeleri giymektedirler.

Emre: Oha çok güzel olmadı mı?

Mustafa: Ciddiyim çok güzel oldu bir gün ikimiz de aynı giyip gezelim ne dersin?

Emre: Olur benim için fark etmez.

Mustafa: Hadi gel Annemle Babama da gösterelim.

Hemen bu şaşkınlığı Annesi ve Babası ile de paylaşmak için hızlıca Anne ve Babalarının yanına gitmektedirler.

Mustafa: Evet biz geldik de neden salon boş?

Annesi: Mutfaktayız geliyoruz hemen...

Mustafa: Biraz hızlı gelebilirseniz bizim için çok iyi olur. Annecim

Babası: Sizin üzerinizdekiler neden aynı?

Mustafa: Çünkü Emre'yle aynı kıyafetleri birbirimize hediye olarak almışız.

Annesi: Ciddi misiniz siz çocuklar? Ama nasıl oldu bu olay?

Mustafa: Evvet ciddiyiz. Biz de bilmiyoruz hatta yeni fark ediyoruz.

Babası: Hediyeleri yeni açtığınız için yeni fark etmiş olabilir misiniz?

Mustafa: Off Baba yaa bir kerede laf söyleme bizde biliyoruz öyle galiba...

Babası: Tm peki yalnız çok güzelmiş ikinize de tam olmuş.

Annesi: Aynen bende aşırı beğendim ya rengi çok güzel. Güle güle giyin.

Mustafa, Emre: Teşekkürler

Babası: Bu arada saat daha 21.00 siz neden evdesiniz? Dışarı çıksanıza evde ne işiniz var sizin gezin tozun eğlenin ama sakın içmeyin ona göre yoksa külahları değişiriz.

Mustafa: Off Baba yaa bizde çıkacağız zaten Furkan'la Bora bizi bekliyor. Boyna arayıp duruyorlar zaten onların yanına gidiceğiz de sen bu kadar böyle izin vermezdin hayırdır? Bu arada neden yaa bir kadeh şarap içsek o da mı olmaz?

Babası: İkiniz yan yana olunca her şey size serbest özgürsünüz yani bu hayatta güvenebileceğim tek kişi Emre çünkü en güvenilir çocuk. Bu arada hayır. Bir kadeh bile içmek yasak. Israr yok hayır dediysem hayırdır.

Mustafa: Off tm peki yaa bir kadehten sanki bir şey olacak ya neyse konuşunca ben suçlu oluyorum. Vay beh Boralar varken çoğu şey yasak Emre olunca her şey serbest oluyor. Tm peki ben fazla konuşmayacağım. Biz hemen giyinip dışarı çıkıyoruz. Haberiniz olsun. İstanbul Büyük Çamlıca Tepesine gideceğiz.

Babası, Annesi:  İyi eğlenceler çocuklar.

Babası: Fazla sapıtmayın da ne yaparsanız yapın.

Mustafa: Ahah tm tm

Bu arada ikili hemen Mustafa'nın odasına çıkarak hazırlamaya başlamışlardır.

Emre: Yuhh yuhh bu dolap ne böyle yaa?

Mustafa: Ne oldu yaa nesi var dolabın.

Emre: Maşallah olmayan kıyafet yok yani

Mustafa: İstediğin hoşuna giden varsa alıp giyebilirsin.

Emre: Bilmem bir göz atmam gerek ama şuan vaktimiz yok sanırsam yarın incelerim.

Mustafa: Tm peki sen bilirsin ama ne kadar çabuk hazırlanırsak o kadar iyi yoksa Bora bizi kesecek.

Emre: O kimi kesiyor ya ben onu keserim asıl :))

İkili hemen giyinerek evden çıkmaktadırlar. Kısa bir yolculuğu ardından o eşsiz İstanbul manzarası olan büyük çamlıca tepesine gelmektedirler.

Mustafa: Umarım bizim her zaman oturduğumuz masada oturmuşlardır.

Emre: Niye ki yoksa tam manzaraya karşı falan mı?

Mustafa: Gittiğimizde görürsün. Ama umarım orada oturuyorlardır.

Mustafa'nın dediği gibi onların her zaman oturdukları masaya oturmuşlardı.

Mustafa: Merhaba millet biz geldik.

Emre: Merhabalar

Bora: Merhaba ben Bora

Furkan: Merhaba bende Furkan

Mustafa: Evet neler yapıyorsun biz yokken neler yaptınız?

Bora: Hiç sizi bekledik o kadar.

Mustafa: Bir şeyler sipariş verseydiniz keşke yaa

Furkan: Yok ya hep beraber veririz diye gerek duymadık.

Mustafa: Hm peki o zaman sizi tanıştırayım. Şimdi bu Emre bu da Bora bir diğer ise Furkan

Emre: Merhabalar zaten tanışıyoruz yani internetten de olsa.

Furkan: Ahahah olsun yani buluşmak görüşmek bence daha iyi

Emre: Aynen haklısın ya hep geleceğim diyordum işte sonunda geldim yani

Bora: Bu arada demek o meşhur Emre sensin eee neler yapıyorsun bakalım az bahset bize yolculuk nasıldı nereleri gezdiniz bugün?

Emre: Ahah asıl o meşhur Bora sensiz demek yaa yolculuk iyiydi bayah iyiydi ilk defa uçağa bindim bayah bir heyecanlıydı ve heyecanlı olduğu kadar da bam başka bir duyguydu. Hayatımda yaşadığım en iyi duygulardan biriydi. Bu arada bugün bayah bir yer gezdik ya Topkapı Sarayı ve çevresini Sultan Ahmet Cami ve Meydanını gezdik oraları Kapalı Çarşıyı fln oradan Dolma Bahçe Sarayı ve Deniz Müzesi derken ordan da Taksim Meydanına geçtik orada ki Kiliseleri gezdik oradan Galata Kulesini gezip bitirdik bu arada iki tane yeni arkadaş edindik Gavin ile Jakcson diye onlarla gezdik onlar bize katıldı öyle ya bu arada siz niye gelmediniz ki beraber gezerdik?

Bora: Bir günde cidden o kadar yeri gezebildiniz mi yaa cidden çok yer gezmişsiniz eğer gezebildiyseniz tabi

Emre: Aynen yaa ciddiyiz hatta fotoğrafları gösterebiliriz.

Bora: Çok iyi olur ya ben inanmadım da çünkü bu arada biz gelecektik ama okulla ilgili bir olay oldu onun için gelemedik.

Emre: Ahah tm tm sorun değil zaten 1 hafta buradayım illah sizinle de gezeriz.

Bora: Aynen öyle

Bu arada Emre gezdikleri yerlerin resimleri Bora ile Furkan'a göstermektedir. Hemen ardında ise biraz sohbet ederek o eşsiz İstanbul manzarasını izlemektedirler.

Emre: Buradan bakınca İstanbul çok farklı duruyor.

Mustafa: Nasıl yani?

Emre: Ya ne bileyim buradan o kadar güzel ki ama içine girince biraz garip ya tamam gezilecek yerleri fln güzel ama diğer yerler kötü bence

Mustafa: Hm bazen bana da öyle geliyor.

Furkan: Anlaşılan Emre İstanbul'u galiba çok beğenmemiş.

Emre: Yok ya o kadarda değil beğendim ama çok değil yani gezilecek yerleri çok güzel ama

Bora: Hm ama bir çok yeri restore ediyoruz diye dekorasyonunu bozdular tabi orası ayrı bir konu

Mustafa: Sorma yaa Türkiye'de iyi mimar kalmadı şu son sıralar.

Furkan: Aynen öyle

Hep beraber uzun bir sohbet ettikten sonra hep beraber başka bir yeri görmek için yola koyulmak dadırlar.

Mustafa: Dondurma alalım mı?

Furkan: Olur neden olmasın bu havada iyi gider.

Bora: İyi olur da aşağıdaki gittiğimiz yerdekinden mi alsak ki orası daha iyi burası hem kazık biraz.

Mustafa: Olsun oradan da alırız buradan da alalım.

Emre: Benim için fark etmez. En iyisini siz bilirsiniz.

Mustafa: Sen zaten dondurmaya bayılan birisisin senin için alacağım.

Emre: Benim için mi bilmiyorum ya ne yaparsanız yapın ben yabancıyım :)

Bora: Ah ah aynen o gittiğimiz yerden alalım bence burası kötü

Furkan: İkisinden de alırız ya ne olacak.

Mustafa: O zaman siz arabalara gidin ben alıp geliyorum.

Furkan, Bora ve Emre arabalara doğru yol alırken Mustafa da dondurmaları alıp gelmekteydi.

Bora: Dediğim gibi hiç güzel değil ya birde çok pahalı

Emre: Bence de tadı biraz marhoş o kadar iyi değil ne kadar ki?

Furkan: Her birimizin ki 10 TL ve o kadar iyi değilmiş cidden.

Emre: Ciddi misiniz siz? Bunun yerine magnum alsaydık bin kat daha iyiydi.

Mustafa: Aşağıdaki dondurmacı daha iyi sen oradan yediğin zaman bir daha isteyeceksin.

Emre: O zaman neden buradan aldın ki?

Mustafa: Bilmem bir an alasım geldi...
_____________

Umarım beğenmiş sinizdir. Fikir ve önerilerinizi yorum yaparak bizlere iletebilirsiniz. 

Bu arada yorumlarınızı bekliyoruz. Sizleri çok seviyoruz... Teşekkür ederiz.
😍😘😍😘😍

Instragram: emre432altinay

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.